
12 Mart İstiklâl Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü dolayısıyla İzzet Baysal Anadolu Lisesinin hazırlamış olduğu ‘KORKMA! Gençliğin Ruhu Burada!’ konulu programı izledim.
Başından sonuna kadar boğazımdan gelen hıçkırıklara mani olamadım, ardından gelen gözyaşlarına da…
Neydi bu gözyaşları, yaşlılık alameti miydi?
Hayır!
Çocukluğumuzdan itibaren üzerimize giydiğimiz millî ve dinî değerlerin gurur ve onurunun gözyaşı olarak dökülmesiydi.
***
Eserin yazarı kimdi, kimlerdi bilemiyorum ama hepsinin de gözlerinden öpüyorum.
Niye mi?
Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı’na tek pencereden bakmadıkları için. Dün ile bugünü kavga ettiren hastalıklı zihniyetlerden olmadıkları için. Sultan Alparslan’ı, Osman Gazi’yi, Fatih Sultan Mehmed’i, Mustafa Kemal Atatürk’ü, İsmet İnönü’yü, Mehmet Akif Ersoy’u bir araya getirdikleri için…
Malazgirt de bizim, Kurtuluş Savaşı da bizim. “Tarihimiz günahıyla sevabıyla bizimdir.” mesajı verdikleri için…
***
Mehmet Akif, ilahi bir gücün etkisi ile duygularını satırlara dökerken biz de onun ceketinin eteğinden tuttuk çocuklarımızı seyrederken. Mekkeli müşriklerden korunmak için Sevr Mağarası’na sığındıklarında, mağarada Hz. Ebubekir’e ‘KORKMA' diyen Peygamber Efendimiz (sav) ile beraberdik.
Malazgirt’ te Sultan Alparslan ile yan yanaydık. Osman Gazi ile at koşturduk, Fatih Sultan Mehmet ile İstanbul’u fethettik.
Çanakkale’de Mustafa Kemal Paşa ile beraber kadını erkeği bir olduk. 215 okkalık mermiyi sırtında taşıyan Seyit Onbaşı’ya omuz verdik, ölüm saçan İngiliz zırhlısını denizin dibine gömdük.15’liklerle beraber vatan savunmasına koştuk.
***
Sonrasında ise Mondros Antlaşması’nın hüznünü yaşadık beraberce, Anadolu’nun işgalini de…
Ve Hasan Tahsin olduk, Şerife Bacı, Nezahat Onbaşı, Şahin Bey, Gördesli Makbule olduk.
Millete sabır, ümit ve cesaret aşılamak için yollara düşen ve Anadolu’yu adım adım dolaşan Mehmet Akif’in ve Halide Edip’in mitinglerine koştuk.
***
“Geldikleri gibi giderler!” diyen Mustafa Kemal Paşa’nın Milli Mücadeleyi başlatmak için bindiği Bandırma Vapuru’ndaydık.
Kongrelere gittik: MİLLİ SINIRLARIMIZ İÇİNDE VATAN BÖLÜNMEZ BİR BÜTÜNDÜR, PARÇALANAMAZ.’ dedik. “YA İSTİKLAL YA ÖLÜM” parolası ile bu vatanı düşmanlardan temizleyeceğimize yemin ettik.
Ve yeminimizi de yerine getirdik.
***
Çocuklarımızın bu güzel oyununu seyrederken “ Sahipsiz olan memleketin batması haktır. Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır.
Bu şiir bir daha yazılamaz, onu kimse yazamaz, onu ben de yazamam; onu yazmak için o günleri görmek, o günleri yaşamak lazımdır. Benim milletime karşı en kıymetli hediyem budur. Allah, bu millete bir daha İstiklâl Marşı yazdırmasın” diyen Mehmet Akif’in İstiklâl Marşımızı hangi duygular içinde yazdığını daha iyi anladık.
Buna vesile olan Okul Müdürümüz Ramazan Emre’nin nezdinde öğretmenlerimizi ve öğrencilerimizi kutluyorum.
***
Sayın Milli Eğitim Müdürümüz Cemal Turan!
Geçtiğimiz sene Gölyüzü İzzet Baysal Anadolu Lisesi ”GÖLGEN YETER” konulu bir oyun sergilemişlerdi.
O zaman Milli Eğitim Müdürümüz Sayın Fatih Öncü’ ye seslenmiş, “Sayın Müdürümüz!
Bu anlamlı programdan ile protokolü ile salonu dolduran bir avuç vatandaş nasiplendiler. Ancak büyük emekler sonucu ortaya çıkan bu program Bilim ve Sanat Merkezinde kalmamalı, bir şekilde diğer öğrencilerimize de sunulmalı.
Düşünür müsünüz?” demiştim.
Ne yazıktır ki düşünülmedi.
Şimdi size sesleniyorum: Nasıl yaparsınız bilmiyorum. Ama aylardır çalışılan bu güzel program Bilim ve Sanat Merkezinde kalmamalı.
"Asım’ın nesli... Diyordum ya... Nesilmiş gerçek / İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek." diyordu ya Mehmet Akif…
Milli kimliğimizden uzaklaştığımızı düşündüğüm şu zamanda “KORKMA! Gençliğin Ruhu Burada!” oyunu, özlediğimiz Asım’ın nesline ulaşmak için güzel bir fırsat.
Seyredenler içinse tam bir hazine. Bu hazine oynandıkça ve daha geniş kitlelere ulaştıkça daha da zenginleşeceğine inanıyorum.
Siz düşünür müsünüz?
