Bolu’da, Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) öncülüğünde düzenlenen “Okul Öncesi Eğitim Çalıştayı”nın ardından yayımlanan sonuç bildirgesi, Türkiye’de erken çocukluk eğitiminin mevcut durumunu, yaşanan yapısal sorunları ve çözüm önerilerini tüm yönleriyle ortaya koydu. Akademisyenler, öğretmenler ve velilerin katılımıyla gerçekleştirilen çalıştayın ardından açıklanan bildirgede, okul öncesi eğitimin bir tercih değil, her çocuk için temel bir hak olduğu vurgulanarak, bu alandaki eşitsizliklerin derinleştiğine dikkat çekildi.

Bildirgede, “Okul öncesi eğitim hakkının tüm çocuklar için erişilebilir, laik, bilimsel ve kamusal bir hak olarak hayata geçirilmesi, mücadele programımızın en önemli basamağıdır” denilerek, bu doğrultuda yürütülen çalışmaların yalnızca bir eğitim meselesi değil, aynı zamanda toplumsal adalet sorunu olduğu ifade edildi.

TÜRKİYE’DE OKUL ÖNCESİ EĞİTİM

Sonuç bildirgesinde yer alan veriler, okul öncesi eğitimde yaşanan yapısal dönüşümü ve dengesizliği gözler önüne serdi. Türkiye genelinde toplam 17 bin 640 okul öncesi eğitim kurumu bulunduğu belirtilirken, bu kurumlar içerisindeki kamusal kapasitenin giderek daraldığına dikkat çekildi.

Özellikle resmi anaokullarındaki öğrenci sayısında yaşanan sert düşüş, sistemdeki kırılmayı açık şekilde ortaya koydu. Bir önceki yıl 788 bin 557 olan öğrenci sayısının 482 bin 161’e gerilediği ve bu düşüşün yüzde 38,9 oranında olduğu vurgulandı. Buna karşılık ilköğretim okullarına bağlı anasınıflarında öğrenci sayısının yüzde 26,1 artarak 753 bin 982’ye yükselmesi, sistemin farklı alanlara kaydığını gösterdi.

“ERİŞİM SORUNU YAPISAL BİR KRİZ HALİNE GELDİ”

Çalıştay sonuç bildirgesinde en dikkat çekici başlıklardan biri, okul öncesi eğitime erişimde yaşanan sorunların artık bireysel değil yapısal bir kriz haline geldiği tespiti oldu.

Açıklamada, “Okul öncesi eğitim zorunlu olmadığı için erişim, kamusal kapasitenin yetersizliği ve ekonomik engeller nedeniyle sınırlıdır. Bu durum çocukların gelişimsel ihtiyaçları ile mevcut sistem arasındaki uyumsuzluğu derinleştirmektedir” ifadelerine yer verildi.

Özellikle 0-6 yaş döneminin çocuk gelişimi açısından kritik olduğuna dikkat çekilerek, bu dönemde eğitimden yoksun kalmanın kalıcı etkiler oluşturabileceği vurgulandı.

VELİLERİN TERCİHİ KAMU AMA SİSTEM YETERSİZ

Çalıştay kapsamında gerçekleştirilen saha araştırması da bildirgenin en güçlü bölümlerinden biri olarak öne çıktı. 18 ilde 1350 veli ve 1120 öğretmenin katılımıyla araştırma yapıldı. Araştırma sonuçlarına göre velilerin yüzde 70,4’ü çocuklarını kamu okullarına göndermek istiyor. Ancak mevcut okul sayısı ve kontenjanlar bu talebi karşılamaktan uzak kalıyor. Ayrıca velilerin yüzde 73,6’sı ücretsiz okul öncesi eğitim seçeneklerinin yetersiz olduğunu ifade ediyor.

Bildirgede bu duruma ilişkin, “Velilerin büyük çoğunluğu kamusal eğitim talep etmektedir. Ancak kamusal kapasitenin yetersizliği, bu talebin karşılanmasını engellemekte ve aileleri özel kurumlara yönlendirmektedir.” değerlendirmesi yapıldı.

EKONOMİK YÜK VE ULAŞIM SORUNU ERİŞİMİ KISITLIYOR

Araştırma verileri yalnızca okul sayısı değil, ekonomik ve mekânsal sorunların da eğitim hakkını sınırladığını ortaya koydu.

Velilerin yüzde 30’unun okulun eve yakın olmaması nedeniyle ulaşım sorunu yaşadığı, servis ve yol masraflarının ek bir yük oluşturduğu belirtildi. Bunun yanı sıra özel kreş ücretlerinin 25 bin ile 50 bin lira arasında değiştiği ve bu durumun birçok aile için erişimi imkânsız hale getirdiği ifade edildi.

Bildirgede, “Aile bütçesine yüklenen maliyet, erişimdeki en büyük engel olarak öne çıkmaktadır. Kamusal hizmetlerin sınırlı olması, eşitsizlikleri derinleştirmektedir” denildi.

ÇOCUKLARIN GELİŞİMİNDE BELİRLEYİCİ ROL

Çalıştay sonuç bildirgesinde, okul öncesi eğitimin çocukların gelişimi üzerindeki etkilerine de geniş yer verildi. Hem veliler hem de öğretmenler, erken çocukluk eğitiminin somut kazanımlar sağladığını ifade etti.

Araştırmaya göre velilerin yüzde 96,2’si çocuklarının öz bakım ve el becerilerinde gelişim gözlemlediğini, yüzde 88,7’si ise duygusal düzenleme becerilerinde ilerleme olduğunu belirtti. Öğretmenler ise okul öncesi eğitim alan çocukların dikkat süresinin arttığını, problem çözme becerilerinin geliştiğini ve sosyal iletişimlerinin güçlendiğini aktardı.

Bu durum bildirgede, “Okul öncesi eğitim, çocukların bilişsel, sosyal ve duygusal gelişiminde belirleyici bir rol oynamaktadır” sözleriyle ifade edildi.

ÇALIŞTAYDAN ÇIKAN SOMUT TALEPLER

Bolu Mehmet Akif Ersoy İlkokulu’nda Türkçenin Zenginliği Sergilendi
Bolu Mehmet Akif Ersoy İlkokulu’nda Türkçenin Zenginliği Sergilendi
İçeriği Görüntüle

Çalıştayın en kritik çıktılarından biri de politika önerileri oldu. Bildirgede, okul öncesi eğitimin zorunlu ve ücretsiz hale getirilmesi başta olmak üzere birçok somut talep sıralandı. Bu kapsamda şu talepler öne çıktı:

-5 yaş için zorunlu eğitim, 3-4 yaş için ücretsiz ve erişilebilir eğitim

-Kamusal kapasitenin artırılması ve bütçenin yeniden planlanması

-Mahalle bazlı anaokullarının yaygınlaştırılması

-Öğretmen niteliğinin artırılması ve hizmet içi eğitimlerin güçlendirilmesi

-Okul sosyal hizmetlerinin hayata geçirilmesi

-Güvenli, sağlıklı ve erişilebilir eğitim ortamlarının oluşturulması

Bildirgede bu talepler, “Erken çocukluk eğitiminin zorunlu hale getirilmesi, her çocuğun eşit ve sağlıklı gelişimi için hayati önemdedir” sözleriyle ifade edildi.

“TOPLUMSAL EŞİTLİĞİN ANAHTARI OKUL ÖNCESİ EĞİTİM”

Sonuç bildirgesinde okul öncesi eğitimin yalnızca bireysel gelişim değil, toplumsal yapı açısından da kritik bir rol oynadığına dikkat çekildi.

Açıklamada, “Kamusal ve eşit erişim sağlanmadığı sürece, eğitim yoluyla kuşaklararası eşitsizlik derinleşmeye devam edecektir. Okul öncesi eğitim, toplumsal adaletin ve fırsat eşitliğinin temelidir” ifadeleri kullanıldı.

“ZORUNLU, PARASIZ VE EŞİT EĞİTİM DERHAL HAYATA GEÇİRİLSİN”

Bildirgenin sonunda ise yetkililere bir çağrı yapıldı. 5 yaş için okullaşma oranının yüzde 100’e çıkarılması hedefinin hayata geçirilmesi gerektiği belirtilirken, köylerde okul öncesi eğitim kurumlarının yaygınlaştırılması talep edilerek, “Her çocuk için zorunlu, parasız, laik ve bilimsel okul öncesi eğitim derhal hayata geçirilsin. Okul öncesi eğitim her çocuğun hakkıdır ve bu hakkı sağlamak devletin asli görevidir.” denildi.

Muhabir: Sinem Altunay - Havva Akça