Haber: Havva Akça
Bolu’nun Gerede ilçesine bağlı Kitirler Mahallesi’nde geçtiğimiz günlerde yaşanan ve 2 aylık Ela C.’nin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan olay, Türkiye genelinde geniş yankı uyandırdı. Olayın ardından sosyal medyada çok sayıda yorum yapılırken, birçok kişi yaşananları “lohusalık depresyonu” ile ilişkilendirdi.
Kamuoyunda oluşan bu değerlendirmeler üzerine Bolu’da görev yapan Psikolog Ayça Eğilmez Meşeoğlu, bu tür ağır vakaların tek bir psikolojik durumla açıklanamayacağını belirterek, olayların çok yönlü ele alınması gerektiğini ifade etti.
“TEK BİR NEDENE İNDİRGENEMEZ”
Psikolog Meşeoğlu, bu tür olayların yalnızca lohusa depresyonu ile açıklanmasının klinik açıdan yetersiz olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı, “Bu tür ağır şiddet içeren vakaları yalnızca lohusa depresyonu ile açıklamak doğru değildir. Çoğu durumda biyolojik, psikolojik ve sosyal etkenlerin bir arada değerlendirilmesi gerekir. Özellikle daha ağır tabloların, yani psikotik durumların mutlaka dışlanması gerekir.”
DEPRESYON VE PSİKOZ AYRIMI ÖNEMLİ
Doğum sonrası depresyon ile doğum sonrası psikoz arasındaki farklara dikkat çeken Meşeoğlu, iki durumun hem klinik seyir hem de risk açısından ciddi şekilde ayrıldığını söyledi:
“Lohusa depresyonunda daha çok çökkünlük, ilgi kaybı ve yetersizlik hissi görülür. Ancak doğum sonrası psikozda gerçeklik değerlendirmesi bozulur. Hezeyanlar ve halüsinasyonlar ortaya çıkabilir. Bu durum psikiyatrik bir acildir ve mutlaka hızlı müdahale gerektirir.”
RİSKLER FARKLI ŞEKİLLERDE ORTAYA ÇIKIYOR
Meşeoğlu, bu iki durumun davranışsal sonuçlarının da farklı olduğuna dikkat çekti:
“Depresyonda risk daha çok kişinin kendisine yönelttiği zarar düşüncelerinde artış şeklinde görülür. Psikozda ise gerçeklikten kopma nedeniyle bebeğe yönelik zarar riski ortaya çıkabilir. Bu noktada içgörü kaybı önemli bir faktördür.”
“TEK BİR SEBEP YOK, ÇOKLU ETKENLER VAR”
Bir annenin bebeğine zarar verme riskinin tek bir nedene bağlanamayacağını ifade eden Meşeoğlu, risk faktörlerini şu şekilde sıraladı:
“Doğum sonrası psikoz, ağır depresyon, geçmiş psikiyatrik hastalık öyküsü, yoğun stres, sosyal destek eksikliği ve travmatik yaşam olayları bu riski artırabilir. Genellikle bu faktörlerin bir araya gelmesi belirleyici olur.”
ERKEN BELİRTİLER GÖZ ARDI EDİLMEMELİ
Olası risklerin önceden fark edilebileceğini belirten Meşeoğlu, bazı önemli uyarı işaretlerine dikkat çekti:
“Şiddetli uykusuzluk, ani duygu durum değişimleri, gerçek dışı düşünceler, paranoid yaklaşımlar, bebeğe karşı aşırı kayıtsızlık ya da yoğun korku ve zarar verme düşüncelerinin ifade edilmesi ciddi alarm bulgularıdır. Bu belirtiler erken müdahale için kritik öneme sahiptir.”
SOSYAL MEDYADAKİ YORUMLARA ELEŞTİRİ
Olayın ardından sosyal medyada yapılan yorumlara da değinen Meşeoğlu, bu tür değerlendirmelerin çoğunlukla yüzeysel olduğunu ifade etti:
“Klinik değerlendirme olmadan ‘kesin depresyon’ ya da ‘psikolojik değil’ gibi yorumlar yapmak bilimsel değildir. Bu tür yaklaşımlar hem yanıltıcı olur hem de toplumsal farkındalığa zarar verebilir.”
“ERKEN TESPİT VE TAKİP HAYAT KURTARIR”
Bu tür trajik olayların önüne geçilebilmesi için sistemli bir yaklaşım gerektiğini vurgulayan Meşeoğlu, şu önerilerde bulundu:
“Gebelik ve doğum sonrası süreçte ruh sağlığı taramalarının düzenli yapılması gerekir. Riskli annelerin erken dönemde tespit edilmesi, aile, sağlık hizmetleri ve ruh sağlığı uzmanlarının koordineli şekilde çalışması koruyucu olacaktır.”
AİLELERE ÖNEMLİ UYARI
Ailelerin ve yakın çevrenin dikkat etmesi gereken durumlara da değinen Meşeoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:
“Gerçeklikten kopma, hezeyanlar, halüsinasyonlar, yoğun çaresizlik, işlevsellikte belirgin düşüş ve zarar verme düşünceleri varsa zaman kaybetmeden profesyonel destek alınmalıdır. Bu tür durumlar acil müdahale gerektirir.”




