Bolu’da “Özel Fizyoterapi ve Manuel Terapi” hizmeti veren Fizyoterapist Alihan İnceayan, hem meslekî yolculuğunu hem de tedavi yaklaşımını anlatarak Bolu’da hizmet verme kararının nedenlerini paylaştı.
“MEMLEKETİMİ ÇOK SEVİYORUM, BOLU’DA KALMAYI TERCİH ETTİM”
Bolu’da doğup büyüdüğünü ifade eden Alihan İnceayan, “Boluluyum. Bolu’da olma sebebim de zaten memleketimi çok seviyor oluşum. Ben ailesini çok seven bir gencim ve Anne Babam da Bolulu olduğu için Bolu’da kalmayı tercih ettim.” dedi.
İnceayan, şehir dışındaki danışanlarının kendisinin daha geniş kitlelere ulaşabilmesi için büyükşehirlere taşınmasını önerdiklerini belirterek “Aldığım en büyük eleştirilerden biri, il dışındaki hastalarımın ‘Hocam neden İstanbul ya da Ankara’da değilsiniz, daha geniş kitlelere ulaşabilirsiniz. ‘ şeklindeki sitemleridir. Ama bizim ailecek hedefimiz, herhangi bir yol çizerken ilk önce yakınımızdaki insanlara faydalı olmaktan geçti. Ben mahallemdeki bakkala ve kasaba faydalı olamadıktan sonra büyükşehirde olmanın mantıklı olmadığını gördüm. Bolumuz çok güzel bir yerde, İstanbul ve Ankara’nın ortasında yer alan bir şehir. Gerçekten tedavi isteyen danışanlarımın da Bolu’ya gelmesi taraftarıyım.” şeklinde konuştu.

“YURT DIŞINDA EĞİTİMLERİMİ TAMAMLADIM VE HÂLÂ KENDİMİ GELİŞTİRMEYE DEVAM EDİYORUM ”
İnceayan, İstanbul Medipol Üniversitesindeki eğitiminin ardından çeşitli ülkelerde uzmanlık eğitimleri aldığını belirterek “Okul bittikten sonra yurt dışında çeşitli ülkelerde eğitimlerimi tamamladım. Özellikle farklı ülkelerden gelen birçok hocamın da eğitimlerini alarak hâlâ daha kendimi geliştirmeye devam ediyorum” dedi.
“BOLU’DA FİZYOTERAPİ DALINDAKİ İLK RUHSATI BİZ ALDIK”
Kliniğinde sunulan hizmetleri anlatan İnceayan, yeni yönetmelikle birlikte Bolu’daki ilk “Ruhsatlı Fizyoterapi Özel Sağlık Meslek Hizmet Birimi” olduklarını ifade ederek “ Şu an Özel Sağlık Meslek Hizmet Birimiyiz . Bu alanın yeni yönetmeliğe girmesiyle beraber işini seven ve önem veren biri olarak Bolu’da Fizyoterapi dalındaki ilk ruhsatı biz aldık.” dedi.
Manuel terapi uyguladıklarını belirten İnceayan, kliniğin temel yaklaşımını, “Bizim anahtar cümlemiz ‘AĞRI’ şeklinde ifade etti. Hastanın ağrısı olması bizim kilit cümlemiz. Burada uygulanan tekniklerin hiçbir yan etkisi yok.” şeklinde açıkladı.

“DOĞRU TERAPİSTLE ÇOK GÜZEL SONUÇLAR ALINIYOR”
Skolyoz hakkında sık sorulan soruları yanıtlayan İnceayan, “Skolyoz gerçekten şu an çok yaygın olan, özellikle kadınlarda daha sık gözlemlediğimiz, sebebi tam olarak bilinmeyen bir hastalık ya da omurganın şekil almış biçimi diyoruz.” ifadelerini kullandı.
Tedavi sürecinde ilk adımın doktor kontrolü olduğunu vurgulayan İnceayan, “Burada, gelen danışanın skolyoz açısı çok önemli. Tabii ki bunlar ilk önce her zaman hekim kontrolünden sonra bize gelmesi gereken danışanlar. Eğer açımızda da çok ciddi bir ilerleme yoksa, buradaki ilk başvurulması gereken metot kesinlikle fizyoterapi.”dedi.
Alanında uzman terapistlerle doğru eğitim modüllerinin önemine değinerek “Bu alanda kendini geliştirmiş bir terapistle skolyoz çalışıldığında çok güzel sonuçlar alınıyor.” dedi.

“HER AĞRI FITIK ANLAMINA GELMİYOR”
Bel ve boyun fıtığıyla ilgili yanlış bilinen noktalara da değinen İnceayan, “Her ağrı da fıtık anlamına gelmiyor. Fizyoterapi bence ilk etapta denenmeli. Bir bel fıtığında topukta düşme; boyun fıtığında çaydanlığı düşürüyorsak, bir şey taşıyamıyorsak bunlar bizim kırmızı çizgilerimiz.” değerlendirmesinde bulundu.
Ağrının kaynağı konusunda çok yönlü bir yaklaşım sergilediklerini belirterek “Şu an benim asıl uzmanlık alanlarımdan bir tanesi çene eklemi. Kalçadaki bir ağrı çene ekleminden kaynaklı olabilir. Sırtımızdaki bir ağrı çeneden kaynaklı olabilir. Çene eklemindeki diş sıkma problemi de bir sonuç aslında. Biz burada bütüncül bir şekilde vücudu ele alıyoruz. Bu vücudumuzdaki ağrıların sebepleri organlarımızdan kaynaklı olabilir, stres kaynaklı olabilir, ruhsal kaynaklı olabilir ya da mekanik kaynaklı olabilir.” dedi.
“HER BİREY BİR BULMACA GİBİ”
Mesleğine duyduğu bağlılığı anlatan İnceayan, “Bir de ben gerçekten mesleğimi çok seviyorum. Sabah hasta, danışanım gelecek diye uyuyamadığım geceler oluyor. Ve bence her birey bir bulmaca, puzzle gibi. Önemli olan hikayeyi güzel alıp doğru tekniklerle yol almak.” dedi.






