Türkiye’nin savunma sanayisindeki öncü kuruluşlarından ROKETSAN’ın üst düzey yönetimi, Bolu’da sanayicilerle stratejik bir zirvede bir araya geldi. Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen programda, ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci ile Bolulu iş insanları ve sanayi temsilcileri aynı masada buluştu.
Toplantıda, Bolu sanayisinin ROKETSAN’ın tedarik zincirine dahil edilmesi, malzeme üretimi ve ortak üretim süreçlerinde yer alması konuları masaya yatırıldı. Savunma sanayisinde yerlilik oranının artırılması ve sürdürülebilir üretim altyapısının güçlendirilmesi hedefi doğrultusunda Bolu’nun üretim potansiyeli değerlendirildi. Program kapsamında ROKETSAN’ın üretimini gerçekleştirdiği füze ve roket sistemlerine ait maketler de sergilendi.

“BU, ŞEHRİMİZİN SOSYO-EKONOMİK KADERİNİ DEĞİŞTİRME KARARLILIĞIDIR”
Programda konuşma yapan Rektör Prof. Dr. Faruk Yiğit, imzalanan protokolün yalnızca teknik bir iş birliği olmadığını vurgulayarak “Bugün burada, şehrimizin küçük ve orta ölçekli sanayisini yüksek katma değerli, temiz ve sürdürülebilir bir savunma sanayi ekosistemine dönüştürme vizyonumuzu paylaşmak için bir araya geldik. Bu yalnızca bir sanayi politikası meselesi değil; aynı zamanda şehrimizin sosyo-ekonomik kaderini değiştirme kararlılığıdır.” dedi.
Bolu’nun mevcut sanayi yapısına dikkat çeken Yiğit, kentte üretimin büyük ölçüde küçük atölyeler ve sınırlı ölçekli tesislerden oluştuğunu belirterek, “Bu yapı kıymetlidir; çünkü istihdam sağlar, üretim kültürünü yaşatır. Ancak küresel rekabet çağında düşük katma değerli üretimle ilerlemek mümkün değildir. Tam da bu noktada büyük resmi doğru okumak zorundayız” şeklinde konuştu.

KÜRESEL REKABET VE SAVUNMA SANAYİNİN ROLÜ
Yiğit, dünya ekonomisinde belirleyici olan üç temel unsurun teknoloji, kalite ve sürdürülebilirlik olduğunu ifade ederek “Bu alanlarda konumlanamayan şehirler uzun vadede rekabet gücünü koruyamaz. Küresel ölçekte baktığımızda savunma sektörü bu üç unsurun en yoğun şekilde birleştiği alanlardan biridir.”dedi.
Dünya savunma harcamalarının 2 trilyon doların üzerine çıktığını hatırlatan Yiğit, savunma teknolojilerinin havacılıktan otomotive, enerjiden haberleşmeye, yazılımdan yapay zekâya kadar pek çok sivil sektörü yönlendirdiğini belirtti.
Türkiye’nin son 20 yıldaki atılımına da değinen Yiğit, “Türkiye’miz savunma sanayisinde yerlilik oranını yüzde 20’lerden yüzde 80’in üzerine çıkarmış, savunma ihracatımız 10 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde gerçekleşen bu dönüşümle ülkemiz küresel ölçekte güçlü bir aktör haline gelmiştir” ifadelerini kullandı.
“ŞEHRİMİZİN KÜÇÜK İŞLETMELERİ NEDEN BU ZİNCİRİN PARÇASI OLMASIN?”
ROKETSAN’ın dünyanın en büyük 100 savunma sanayi şirketi arasında yer aldığını belirten Yiğit, tedarik zincirine dikkat çekerek, “ROKETSAN’ın bu başarısı güçlü Ar-Ge altyapısı, üniversite iş birlikleri ve nitelikli tedarik zinciri sayesinde mümkün olmuştur. Buradan hareketle şu soruyu sormak gerekir: Şehrimizin küçük işletmeleri neden bu zincirin bir parçası olmasın?” dedi.
Savunma sanayinin yalnızca büyük fabrikalardan oluşmadığını vurgulayan Yiğit, “Savunma sanayi yüzlerce alt yüklenici ve binlerce uzmanlaşmış küçük firmadan meydana gelir. Hassas metal işleme, kompozit üretimi, elektronik tasarımı, yazılım geliştirme, test ve kalite kontrol bu ekosistemin ayrılmaz parçalarıdır. Dolayısıyla mesele ölçek değil, dönüşümdür” şeklinde konuştu.

DÖRT BAŞLIKTA DÖNÜŞÜM PLANI
Yiğit, üniversite olarak bu dönüşümü dört temel başlıkta planladıklarını belirterek “Birinci olarak insan kaynağını güçlendirmeliyiz. Savunma sanayi nitelikli mühendis ve teknik personel gerektirir. Yapay zekâ, mekatronik, kompozit malzemeler, ileri üretim teknikleri ve siber güvenlik alanlarında uzmanlaşmayı artırmalıyız. İkinci olarak Ar-Ge ve inovasyon altyapımızı oluşturmalıyız. Akademik çalışmaların ürüne, patente ve prototipe dönüşmesini teşvik etmeliyiz. Üçüncü olarak yerel sanayinin kalite dönüşümünü sağlamalıyız. Dijitalleşme, sertifikasyon, kalite yönetimi ve enerji verimliliği konularında teknik destek sunmalıyız. Dördüncü olarak temiz ve sürdürülebilir bir üretim modeli kurmalıyız. Karbon ayak izini azaltan üretim teknikleri ve dijital izlenebilirlik altyapıları bu modelin temelini oluşturacaktır.” dedi.
“BOLU SAVUNMA SANAYİSİNE CİDDİ KATKILAR YAPABİLİR”
ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci ise Bolu’nun coğrafi avantajına dikkat çekerek, “Bolu hem Ankara’ya çok yakın olması hem de İstanbul ile Ankara arasında yer alması hasebiyle çok güçlü bir lokasyona sahip. Bolu kesinlikle Türk savunma sanayisine çok ciddi katkılar yapabilecek bir il” dedi.
Üniversite-sanayi iş birliğinin önemine vurgu yapan İkinci, “Buradaki başarıyı ancak üniversite-sanayi iş birliğiyle; şehrimizi, sanayicimizi, üniversitemizi ve sektörümüzü aynı hedef doğrultusunda buluşturarak gerçekleştirebiliriz. Ekibimiz burada. Bolu’daki sanayicilerimizle neler yapabiliriz, nasıl ortak çalışmalar yürütebiliriz, Türk savunma sanayine katkılarını nasıl artırabiliriz, bunun gayreti içerisinde olacağız” diye konuştu.

"TÜRKİYE DÜNYANIN AÇIK ARA BİR NUMARASI KONUMUNDA"
Toplantıda konuşan ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci, Türkiye’nin savunma sanayisinde uluslararası bir başarı hikayesi yazdığını belirterek, "Türkiye, insansız hava araçlarında ve onların mühimmatlarında dünyanın açık ara bir numarası konumunda. Savunma sanayi üretiminde yerlilik oranını yüzde 90'lara yaklaştırmış bir endüstriyle kendi ihtiyacını değil, dost ve kardeş ülkelerin ihtiyaçlarını da karşılayan bir noktaya ulaştı. Bu neden önemli. Hepimiz yakından takip ediyoruz. Dünyada çok ciddi bir savaş, ciddi bir çatışma ortamı var. Türk savunma sanayisi Dünya’daki rakiplerine bazı alanlarda avantaj sağlayan noktaya ulaştı. Bu bizim için kıymetli. Gelecek nesillerimizin güvenliği için kendi kendine yeten bir savunma sanayinin varlığı hayati önem taşıyor. Bolu'nun yetiştirdiği gençlerin, kendi şehirlerinde katma değeri yüksek bir endüstride çalışma şansı bulması, kentin hem ekonomik hem de teknolojik kalkınmasına büyük katkı sağlayacaktır" ifadelerini kullandı. ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci sonrasında ise ROKETSAN’ın vizyonunu katılımcılara aktardı. Yapılan füze, roket, hava savunma araçlarını salondaki katılımcılara tanıttı.
“PARASINI VERSENİZ DE ALAMAYACAĞINIZ BİR ÜRÜN”
ROKETSAN’ın geliştirdiği Karaok tanksavar füzesine değinen İkinci, “Karaok, dünyada en fazla aranan ürünlerden bir tanesi. Şu anda parasını verseniz de alamayacağınız bir ürün. Tek bir kişi tarafından atılabilen ve büyük tank sistemleri dahil hepsini imha edebilecek niteliğe sahip bir silah” dedi.
Atmaca seyir füzesine ilişkin ise, “Atmaca’nın kabiliyetlerinin bir çoğunu bizim karşımızda olan ülkeler bilmiyor. Üzerindeki teknolojiler onu dünyanın en gelişmiş seyir füzelerinden biri haline getiriyor. Bu bilinmezlik unsuru dışarıdan aldığınız bir üründen çok daha büyük bir caydırıcılık sağlıyor” ifadelerini kullandı.
Programın sonunda "Stratejik İş Birliği Anlaşması" imzalandı.




