Aslına bakacak olursam, başlığı dahi yazarken içim titredi. Ne yazayım, nereden başlayayım düşündüm, düşündüm, düşündüm.
Yaklaşık 15 yıldır Tahsin abiyle hemen hemen her akşamüstü birlikte olduk, olmaya çalıştık. Birliktelik akşamın ötesinde gündüzleri de olunca, kan bağı değil can bağı olmanın önemini anlıyordum. Son zamanlarda ailece görüşmeler işin finali olmuş, hanımların birbirlerine olan güven ve sevgileri bağlarımızı kuvvetlendirmişti.
Gökdemir ailesinin Bolu’da yaptıkları ticaret ve ikili ilişleri oldukça sağlam ve güvenlidir. Doğrudan siyasetle ilişkileri olmasa bile, bazen gençlerin siyasete girdiği de olmuştu. Siyaset Gökdemirler için araç olduğu kadar, ticari olarak da aralıklarla zarar gördükleri kurumdur.
Ailenin en önemli isimlerinden olan Tahsin abi, aydınlık memleketimin gülen güzü, saygın ve hayırsever tarafında olmayı kendine seçmişti.
Yardım için yanına gelip boş dönen olmadığına çoğu zaman şahit oldum. Yolda yürürken, kenarda oturmuş düşünen kim olursa olsun, tanıdık yada tanımadık her insana derman olmak istemiş, sorunlarının çözümünü kendine dert edinmişti.
Bendeki izlenimi, kimsesizlerin kimsesi olduğuydu.
Kolay kolay düğün, sünnet, nişan ve cenazeleri atlamaz, sosyal olguların içinde olmaya özen duyardı.
Son 15 yıla yakın hayatında olma şansını yakaladım. Samimi, güler yüzlü, hatır sahibi olması birlikteliğimizin çimentosu oldu.
40-50 yıllık arkadaş gurubumuzla birlikte kısa süre çekim merkezi haline geldi. Abi olarak herkes tarafından kabul görünce, abilik yapmaya başladı.
Öncelerinde eşinin rahatsızlığı ve tedavisiyle yakından ilgilenmesi, günlük hayatında olumsuz etkiler yarattı. Yaklaşık 2yıl süren tedavide elinden gelenin fazlasıyla yapıldığına hepimiz şahidiz.
Bir yanda çocuklarının anneleriyle uğraşırken, diğer yanda karakterinden ödün vermeden yardımlarına devam ediyordu. Bu arada gurubumuz çekirdek kadronun devamında da öncülüğüne destek oluyordu.
Gurubumuzun bir adının olması gerektiği ortaya çıkarak, ortak kararla “Cumartesi Rakı Gurubu” olması kararlaştırıldı. Her cumartesi Tahsin abinin telaşı ve telkiniyle toplanan gurubumuz, iyi havalarda Abant yolundaki tarlasına gidilir, 2 saat kadar kalınıp yenilir, içilir ve sorunsuz geriye dönülürdü.
Tahsin abimin en sevdiği oyun piştiydi. Çok iyi pişti oynar, çoğu zaman yener ama kaybettiğinde bazen kendisiyle kavga ederdi. O anki psikolojisi nasıl ise oyunun sonucu da ona göre şekil alırdı.
Toplumla barışık olması yaptığı ticaretine de yansırdı. Ticaretinde de kapıdan kimseyi çevirmez, alacak günü geçtikten sonra çok kişiyi devreye sokar, alacaklı olduğunun yakınlarından destek ister, iş uzarsa kendine çok kızardı. Aradan zaman geçer aynı müşteri gelip mal istediğinde yine verir, bazen aynı sıkıntıları yeniden yaşardı. “Ysok” kelimesi lügatinde olmadığı için sıkıntıda kendisine kızardı.
Gurup arkadaşları olarak öğleden sonraları Cemre Gıdada buluşur, oturur, yemek yer, sohbet ederdik. Hep bir şeylere kızardı, düzeltmek isterdi. Tekerlekli mal taşıma aracının tekerlekleri çok ses çıkarıyor diye, sanayiden tekerlek getirip değiştirilmesini yaptığı olmuştur.
Birçok esnafın kepenklerinin değişmesini sağladığı, sistemin güzelleşmesini istediği ve mutlaka müdahale ettiği vardır.
Oturur aklına geldiğinde manda bulur, kestirir, sucuk yaptırır ve gurup arkadaşları arasında kim ne kadar alacaksa ücreti karşılığı pay ederdi.
Ailece toplanır, yemeğe, kahvaltıya yada bir arkadaşımızın evine giderdik. Hanımlar bizim yaptıklarımızın özelindeki paylaşımları heyecanla dinler, güler eğlenirdik.
Çok kez birlikte ticaret yapmamızı öneren yine Tahsin abiydi. Olmadık işleri getirir, olacak işleri de ortaklık yapacak arkadaşlarımızın duvar oluşu, ticarette eksikliği olanlara yardım kampanyaları da sevdiği işlerdi.
Tahsin abi hakkında ne yazsam, kelimeler ne döksem az olacağını biliyorum. Aradan kısa zaman geçmesine rağmen, gurubumuzda hala sesi, izleri ve hatısraları yaşıyor.
Işıklar içinde uyu Tahsin abim. Kurduğun gurup zaman zaman teklese de dimdik ayakta. Seni çok özlüyoruz…