Farkında mısınız son yıllarda toplumumuzun hoşgörü seviyesi hızla düşmeye başladı. Şimdi bana bu tespit nereden çıktı diyeceksiniz. Her akşam eve gelince izlediğiniz haberlere bir bakın. Ya da sosyal medyada ünlü isimlerin gönderilerinin altındaki yorumlara bir göz atın. İnsanları eleştireceğiz derken hoşgörüyü unuttuğumuzu göreceksiniz.
Ayrıca bu sadece sosyal medyada değil, günümüzde her yerde, her zaman gerginiz ve sopa elimizde dolaşır gibiyiz. Merhaba diyene bile sopa ile karşılık veriyoruz. Bu da aslında uzmanlar ve bilim insanlarının araştırması gereken bir şey. Bakın eskiden yani 7-8 yıl önce durum nasıldı, şimdi sizlere gerçek bir olay anlatacağım.
“Kahramanımızın adı Mercedes Kadir. Zihinsel yetersizliği olan bir arkadaşımızdı. Elindeki sopayı hayali bir Mercedes gibi kullanıyordu. Koskoca bir şehir, Kadir'in Mercedes hayalini her şeyiyle sahiplenmişti. Kadir trafik ışıklarında duruyor, arabasını park ediyor, diğer arabalar trafikte ona yol veriyor, ona göre park ediyordu. Bütün şehir o "Mercedes"in farkında! Kadir sopasını Mercedes servisine götürüyor, ustalar bütün ciddiyetleriyle arızaları anlatıyor, bir usta sopaya teyp takıyor, diğeri aynasını, armasını yenilerdi.
Sıkı durun; trafik polisleri yanlış yere park ettiğinde ya da “çok hızlı gittiğinde” Kadir'e ceza yazıyorlar, zamanı geldiğinde muayeneye gönderiyorlardı! Koca bir şehir, Malatya, Kadir'in hikayesini onunla birlikte yaşıyordu.
Aslında Kadir'in hikayesi, şehirlerin sopayla, sapanla, satırla birbirlerini kovalayan yerlere dönüşebileceğini değil; isterse hoşgörülü ve anlayışlı bir yere dönüşebileceğini gösteren bir hikayeydi.”
Biliyorum bu satırlar içinizi ısıttı, belki de biraz gülümsetti. Ne yazık ki günümüze geldiğimizde bu olayın tam tersinin yaşandığını görüyoruz. Şimdi sizinle geçtiğimiz hafta sonu meydana gelen bir olayın kısa haber özetini paylaşmak istiyorum.
“İstanbul’un Sultangazi ilçesinde, zihinsel engelli Kadir G. ile annesi Ayfer Kaya sokakta saldırıya uğradı.
Olay sabah saatlerinde Kadir G.’nin ablasının yanına gitmesiyle başladı. Sokakta karşılaştığı kişiler, Kadir G.’nin kendilerine hakaret ettiğini iddia ederek tartışma çıkardı. Tartışma kısa sürede büyüdü ve iki kişi Kadir G.’yi sopalarla darbetti.
İhbar üzerine olay yerine gelen polis ekipleri kavgayı ayırmaya çalışırken, saldırganlardan biri bu kez Kadir G.’nin annesi Ayfer Kaya’ya da vurdu. O anlar güvenlik kamerasına yansıdı.
Gözaltına alınan iki şüpheli, mahkeme tarafından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Kadir G. ise yaşadıklarını, “Beni istemiyorlar, engelli olduğumu söyleyip arkamdan vurdular” sözleriyle anlattı.”
Bunu da okuyunca sinirlendiniz biliyorum. Çünkü ben sinirlendim. Bakın, bu olayı araştırdığımda, videoları izlediğimde iki ilginç detay ile karşılaştım. Birincisi, Kadir G. yolda yürürken kendi kendine konuşmuş olabilir. Bunu yanlış anlayıp hemen sopa ile girişmek olmaz.
İkincisi, Kadir G. kafası gözü sargılı bir şekilde gazetecilere konuşmuş. “Davacıyım abi” diyor. Zihinsel engelli diye tanımlanan birinden bunu duyunca insan ister istemez şunu düşünüyor: Asıl sorun kimde?
Ayrıca şunu da anlayamadım; gerçi karakoldaki ifadeleri bilmiyoruz ama olayın güvenlik kamerasından çekilmiş görüntüleri mevcut. Saldırganlar sopa ile saldırıyorlar. Bu eylemi yapanlar nasıl tutuksuz yargılanıyor? sorusu insanın aklını kemiriyor. İster istemez acaba bizim yasalarımız ve kanunlarımız yetersiz mi diye düşünmemize neden oluyor.
Çünkü görüntülerde zihinsel engeli olan arkadaşımızı darp ediyorlar, annesini de tartaklıyorlar. Sonra da tutuksuz yargılama çıkıyor. Bu olur mu, siz empati yaparak söyleyin? Evet, bu soruları soruyorum diye kimileri bana kızabilir ama siz de biliyorsunuz bu sorunları bu şekilde çözemeyiz.
Peki çözüm için ne yapmalıyız konusuna gelince; az önce verdiğim Mercedes Kadir örneğinde olduğu gibi toplumsal olarak hoşgörü ve empati duygumuzu arttırmalıyız. Mesela bu tür insanların oyunlarına biz de katılmalıyız. Biliyorum bu dediklerim hızla değişen hayat şartlarında zor geliyor. Yani hiç kimse bir diğerinin halinden anlayacak durumda değil şu an ama bakın çok değil, 7-8 sene önce bunu yapabiliyormuşuz. Tabii bir de hukukçular ve yasa yapıcılar yasalarımızı kontrol etmeli, eğer bir boşluk varsa kapatılmalı ve cezalar caydırıcı hale getirilmeli.
Ben inanıyorum, eğer biz bunları yapabilirsek bu tür olayların yaşanmasını engelleriz. Daha hoşgörülü, daha adaletli, insanların daha mutlu olduğu bir ülkede yaşarız…