2026 yılına girmiş bulunmaktayız. Yeni yılın öncelikle tüm ülkemize barış, huzur, sağlık, mutluluk, insana yakışır yaşam standartları, adalete güven duygularını getirmesini diliyorum.
Hepimiz ciddi bir ekran bağımlısı olduk. Gencinden yaşlısına herkesin elinde günün her anında bir telefon var. Yemek yaparken bile bir şeyler izlemeye alışmış hale gelmiş durumdayız. Eskiden ailelerimizden “Bırak artık şu elindeki telefonu. Kaldır kafanı da bir etrafına bak.” Laflarını çok duyardık. Şimdi bize o lafları söyleyen ebeveynlerimiz de telefondan ya da ekrandan kafasını kaldıramaz oldu.
Cambridge Dictionary 2025 yılının kelimesini “PARASOSYAL” olarak belirledi. Parasosyal; bireylerin tanımadığı ünlülerle, sosyal medya fenomenleriyle, kitap karakterleri ya da yapay zekayla geliştirdiği ilişki anlamına gelen bir kavram. Buna pek de şaşırmamak gerek aslında. Ülkenin asıl gündemlerini konuşmak yerine, malum soruşturmalar nedeniyle gözaltına alınan, tutuklanan sosyal medya fenomenlerini konuşuyoruz. Ünlülerin ya da fenomenlerin hayatlarıyla kendi hayatlarımızdan daha çok ilgileniyor, bir sabah İnstagram da hikaye atmadılar diye nerede olduklarını sorgulayan mesajlar alıyoruz. Ama örneğin aile büyüklerimizin o sabah sağlıklı uyanıp, uyanmadıklarıyla ilgilenmiyoruz. Çoğu şeyi çözmek, kişisel ilişkilerimizi düzenlemek hatta diyet listesi hazırlanmak için bile yapay zekadan yardım alıyoruz.
Tüm bu teknolojik gelişmelerin faydası yok mu var elbette. Ama ben bizim o fayda zarar sınırını aştığımızı düşünüyorum. En son ne zaman karşınızdaki insanla telefonlarınıza bakmadan uzun uzun sohbet ettiğinizi hatırlıyor musunuz? Sadece “anda” kalmayı başarabilmeyi en son ne zaman başardınız? Teknolojinin gelişmesiyle, telefon ve ekrana olan bağımlılığımız bizi asosyal insanlar yaptı, kolaya alıştırdı.
2026 yılından kendim için beklentilerimden biri de ekran süremi azaltmaya çalışmak. Belki bu anlattıklarımla da içinizden biri de kendisi için bunu yapmak ister.
Hepimiz için bu yıl güzel bir yıl olsun. Görüşmek dileğiyle. Sağlıcakla kalın.