Boluspor yönetim kurulu göreve başlarken birkaç isim hariç çok fazla deneyimi olmayan ama kulübü de yabancı ellere bırakmak istemeyen iyi niyetli insanlardan oluşmaktaydı. Yeteri kadar tecrübeye sahip olunamaması neticesinde doğal olarak hatalı kadro mühendisliği ve yanlış teknik direktör seçimleriyle günümüze kadar gelindi. Teknik direktör demişken; teknik direktörlük yapabilmek kadar kulüp kimliğinize uygun teknik direktör seçebilmekte zordur.
İngiltere, Almanya gibi liglere bakıldığında bir teknik direktör takımının başında uzun yıllar kalabilir çünkü kulüpler geleceğe yönelik planlamalar yapar. Ülkemizde ise işler tamamen günü kurtarmak üzere kurgulanıyor. En kariyerli, futbola yıllarını vermiş, elindeki imkanlara göre başarılı olan insanlar boşta kalabilirken, henüz deneyim bile kazanmamış olanlar nispeten büyük camialara, şehir takımlarına teknik patron olabiliyor. Bu işler nasıl düzelir? Çok basit; öncelikle futbolu yönetenler futboldan anlayacaklar. Sonrasında da nasıl ki futbolcular için sezon başı ve sezon ortası olmak üzere iki transfer dönemi var, aynı uygulama -zorunlu haller dışında- teknik direktörler içinde geçerli olacak. Dolayısıyla yönetenler hatalı karar verme olasılıklarını en aza indirecekler.
Belki maddi imkânsızlıklar belki başka nedenler ama Boluspor sezon başı yaptığı hatalı teknik direktörlük seçimlerine devam ediyor. İsmi teknik direktör adayı olarak geçenler de dahil olmak üzere göreve gelenler Boluspor’a ne kadar katkı yaptılar ya da yapabilecekler, tartışılır! Bu seçimlere ek olarak hatalı kadro mühendisliği de sahadaki istikrarsızlığın sebepleri arasında gösterilebilir. Ara transfer döneminde zaten kısıtlı olan kadrodan ayrılan oyuncular, gelenlerin gidenlerin yerini dolduramaması işin tuzu biberidir bir yerde.
Futbolcularla yönetimin bağının koptuğunun açık bir göstergesi olan Pendikspor maçındaki protestolar aslında bugünlerin habercisiydi. Yapılan hamleler, atılan adımlar sorunu çözememiş olacak ki o günden bugüne saha içinde bir tık daha mücadele edeyim görüntüsü veren futbolcuya rastlayamadık. Yeşil sahadakiler adeta bizden bu kadar, daha fazlası beklenmesin mesajı vermekteler.
İçeride ne yaşanırsa yaşansın insanlar neticeye bakar. Sahada arzu edilen bir Boluspor var mı, onlarca transferin sonunda ortaya çıkan oyun tatmin ediyor mu, maddi yetersizliklerden bahsediliyor beş tane teknik direktör değiştirilirken kaynak nereden bulundu, aşçısından futbolcusuna kadar kulübe emek verenlerin ücretleri neden tam olarak ödenmiyor gibi kamuoyunu meşgul eden sorulara cevap verilemediği sürece kulislerde mevcut yönetimin Boluspor’daki geleceği de tartışma konusu olur ve geçmiş bize göstermiştir ki bu tarz tartışmalar Boluspor’un önündeki en büyük engeldir.