‘Öyle puslu ki hava, şeytan bile Müslüman mintanı giyiyor’
Bu ifade, Kazım Karabekir Paşa’nın…
1. Dünya savaşında Lawrence’ın sahte kimliklerle Osmanlı’ya karşı Arap isyanlarını yönlendirdiği dönemi eleştiren güçlü bir mesajdır bu.
Karabekir Paşa, bu ibretlik sözüyle ilişkilerdeki entrikaları, sahte dostlukları ve çıkar ve menfaat oyunlarını gözler önüne seriyor.
Günümüze bakıyorum da sanki o puslu günleri yaşar hale geldik. Bu anlamsız siyaset yüzünden ne karakter kaldı ne şahsiyet ne de kişilik.
Çoğumuzda sahte kimlik!
***
Namus desem, edep ahlak desem, helal lokma, kul hakkı, devlet malı desem, doğru ve adaletli insan desem; desem de desem…
Yani bir insanı, kaliteli ve değerli bir birey yapan pek çok milli, dini, insani ahlaki değerleri ardarda eklesem de eklesem.
‘Bu değerler kimlerde var ayağa kalkın’ desem, ben de dâhil hepimiz ayağa kalkarız.
Da…
İşin gerçeğine gelince, ‘Biz kırk kişiyiz, birbirimizi biliriz.’ deyimi ile yüzleşince, kendimizi de birbirimizi de çok ama çok iyi tanıdığımızı bilince; sağdan sayıyorum kırk olmuyor, soldan zorlayayım diyorum yine kırk çıkmıyor.
Kırkın içinde olmayı kendime layık görsem de, yalnız kaldığım bir anda baktığım ayna; ‘Muharrem Hoca; erdemli bir insan gibi ahkâm kesiyorsun da senin de fikirlerin kirli, yüreğin kirli. Sen de kırkın içinde yoksun.’ diyor bana.
***
Toplum olarak hem yüreklerimizin hem de fikirlerimizin kirlendiğini kendimizde biliyoruz. ARINMAMIZ gerektiğini de…
Bugün susarsak yarın daha büyük yanlışlıklarla karşı karşıya kalacağımızı da, görmezden gelirsek, yarın o yanlışlıkların bizleri de içine çekeceğini de…
Aksi halde, yarın çocuklarımıza bırakacağımız mirasın; suskunluk, çürüme ve meşrulaştırılmış yanlışlıklar olacağını da…
Ve o yaptığımız hataların; o hatalara sessiz kalan bizlerin omuzlarında olacağını da…
***
Eski dönemlerden günümüze gelen ‘KIRKLANMA’ töreni vardır. Kırk uçurma merasimi, kültürümüzde hem anne hem de bebek için doğumdan 40 gün sonra gerçekleştirilen geleneksel bir törendir.
Ancak bu KIRKLANMA töreni Yeşil Çam filmlerinde de kullanılmıştır. Bir hayat kadını KİRLİ geçmişinden ARINMAK için hamama gider ve tövbe ederek kırklanma törenini gerçekleştirir ve yeniden tertemiz bir hayata başlar.
Kırklanmak sadece bir tören değil; bir uyanıştır. Kirlenmiş olanın samimiyetle arınma çabasıdır.
Ve bugün en ihtiyaç duyduğumuz şey; bireylerden başlayarak topluma yayılan bir vicdan temizliği olmalıdır.
***
Kısacası; en yukarıdan en aşağıya kadar hepimizin iyi bir kırklanmaya ihtiyacımız var. Çünkü içinde yaşadığımız günler sadece bir kişinin ya da bir partinin, iktidarın veya muhalefetin meselesi değildir. Yalnız kaldığımızda baktığımız ayna ile yüzleşebilmektir.
Yani mesele topyekûn bir AHLAK meselesidir.
Unutulmamalıdır ki; gerçek temizlik dışarıdan değil, içeriden başlar. Vicdanlar kirlenmişse su ile değil, iradeyle temizlenir. O irade gösterilmez ise;
Zemzem ile yıkansak bile nafile.