‘İstanbul ile Yedigöller arasındaki ulaşım süresini kısaltmayı hedefleyen proje kapsamında YOL genişletme ve asfaltlama çalışmalarında önemli mesafe kat edildi’

Bu ifadeler Ak Parti Düzce Milletvekili Ayşe Keşir’in.

Daha önce de Düzce Yığılca Belediye Başkanı Selami Savaş’ da YOL konusuna değinirken ‘Rakip değil, kader ortağıyız’ demişti.

Yani Abant ve Yedigöller söz konusu olunca herkesin dilinde aynı kelime: YOL!

***

Ancak biz bu YOL meselesini hep insanların penceresinden konuşuyor. ‘ Kader ortaklığı’ diyoruz.

Oysa bir an durup düşünsek…

Abant’ a ve Yedigöller’ e ‘sizin haliniz nicedir?’ diye sorsak, belki de şöyle diyecekler:

‘Yol açıyoruz diye tabiatı yaralıyorsunuz. Doğal dengeyi bozuyorsunuz. Aklınızı kendi menfaatleriniz için kullanırken, BİZİM kaderimizin de SİZİN elinizde olduğunu neden unutuyorsunuz?’

Gerçekten de unutuyoruz…

Kader ortaklığının sadece insanlar arasında olmadığını, İNSANLA TABİAT arasında da ilişki olduğunu hatırımıza hiç getirmiyoruz.

***

‘…Ey yolcu! Kalbe doğru yürü; orada seyret, orada gez dolaş’ diyen Hz. Mevlana’yı hatırlayarak bizde Yedigöller’in kalbine yürüyelim.

Her sezon on binlerce insanın akınına uğrayan bu eşsiz doğa; adeta haykırıyor:

‘Bu yoğunluğu artık kaldıramıyorum. Tükeniyorum…’

Bu yöreye ait olan endemik bitkiler ayaklar altında yok oluyor. Araç gürültüsü doğanın sesini bastırıyor, egzozdan çıkan zehirli duman yeşilin nefesini kesiyor, ağaçları kurutuyor.

Kuşlar karşılıklı düet, kurbağalar gölün üstünde serenat yapamıyor. Sincaplar dallar arasında özgürce dolaşamıyor.

Kızıl geyikler, karacalar, boz ayılar, tavşanlar, Allah’ın bahşettiği bu güzellikleri haince katleden insanlara uzaktan bakıp soruyor:

‘SİZ Mİ DAHA YABANİSİNİZ, YOKSA BİZ Mİ?’

***

Düzce’nin Abant’ ta ve Yedigöller’ e yol açma isteklerini bir nebze anlarım; yanlışta bir doğru aramaya çalışırım. Ama MİLLİ PARKLARI anlamakta zorlanıyorum ve kibarca sormak istiyorum:

Elbette yol yapılabilir, elbette ulaşım kolaylaştırılabilir. Ama önce şu sorulara cevap vermemiz gerekir.

Milli parkların birincil amacı korumak ise, yaban hayatı ve endemik bitkileri gerçekten koruyabiliyor muyuz?

Ziyaretçiler için bilgilendirme merkezi, yürüyüş yolları ve rotaları, düzenli kamp ve piknik alanları hazır mı?

Yeterli otopark var mı, ring sistemi kurulmuş mu, ziyaretçi sayısı kontrol altında mı?

Tuvaletler ihtiyacı karşılıyor mu; GÜVENLİK, YANGIN ve TEMİZLİK hizmetleri yeterli mi, SAĞLIK HİZMETİ var mı?

Kısacası; buralara gelen insanlara, ayrılırlarken ‘LANET OLSUN’ dedirtmeyecek bir alt yapımız mevcut mu?

Eğer bu sorulara ‘EVET’ diye cevap veriyorsanız mesele yok.

Ama veremiyorsanız…

O zaman bu alanlara yeni yollar açılmasına izin vermek doğaya ihanet ve çocuklarımıza yapılan en büyük hıyanet değil mi?

***

Sözün özü; yol yapmak MEDENİYET değildir; DOĞAYI KORUYARAK yol yapmak esas MEDENİYETTİR.

Ama bunu anlamıyoruz…

Bu eşsiz güzellikleri; doğa sevdasından anlamayan, her şeyi para gören düşüncesiz kafalar yüzünden feda ediyoruz.

Eğer bu gidiş durdurulmazsa yarın çocuklarımız Abant Gölü’nü de, Yedigöller’i de ancak ya videolarda ya da kartpostallarda görürler.

***

Abant ve Yedigöller’in daha fazla insan yoğunluğunu kaldıramayacak bir halde olduğunu bildikleri halde…

Buralara yol açanlar, açanlara göz kapayanlar, bu durumu ilgili bakanlıklara ulaştıramayanlar!

Biraz İZAN, biraz MİZAN, biraz VİCDAN…

Varsa, biraz da İMAN!