‘Herkes adaletten bahsediyor; ama çoğu haklı olanı değil, kendinden yana olanı adalet sanıyor.’
Sosyal medyada sıkça karşımıza çıkan ve Hz. Ali’ye ithaf edilen bu söz ülkemizde, bugünlerde yaşamış olduğumuz durumu anlatıyor sanki.
Toplum olarak öyle bir noktaya geldik ki, adalet terazisini elimizde tutuyoruz.
Ama…
Ne acıdır ki kefesine dini, insani, ahlaki değerlerimizi değil; tarafımızı koyuyoruz.
***
Ülke olarak kabak gibi bölündüğümüzden bu yana, aynı olaya bakan iki zihniyet; hakikati aramak yerine kendi tarafının söylediğini doğru kabul ediyor.
İşin ilginci de şu:
Her iki tarafında sosyal medyadan Araf suresi 179. Ayetten yaptıkları,’… kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen…’ alıntısı ile birbirlerine atıf da bulunmaları.
*** .
Aslında her şeyin farkındayız. Anlıyoruz, görüyoruz, işitiyoruz ama gerçekler ile yüzleşmekten kaçınıyoruz.
Doğrunun, doğru olduğu için doğru olduğunu; doğrunun kimin ya da kimlerin söylediğine göre değişmeyeceğini bilmiyor muyuz?
Biliyoruz!
Ama…
Korkular, dışarı çıkamadığımız siyasi kalıplar, önyargılar, inançlar doğru karar vermemizi doğrudan etkiliyor, özgürlüğümüzü hapsediyor.
Bu hastalıklı düşünceler ise bizden biri yanlış yaptığında onu aklamak için kırk takla attırıyor, karşı taraf yaptığında ise karalamak için elimizden ne gelirse yaptırıyor.
Adalet terazisi ‘Bir ölçü kendine, bir ölçü başkasına’ anlayışı ile değerlendirilmemesi gerekirken ne yazık ki, HAKİKAT gözü ile değil TARAFGİRLİK gözü ile bakıyoruz.
***
Kur’an’ı Kerim bize bu konu da çok açık bir ölçü koyuyor. Yüce Allah Nisa suresi 135. Ayette;
‘Ey iman edenler!
Adaleti ayakta tutan ve kendiniz, ana-babanız ve yakın akrabanız ALEYHİNE de olsa, yalnız Allah için şahitlik eden kimseler olunuz’ diyor. ‘NEFSİNİZİN arzusuna uyarak ADALETTEN uzaklaşmayın’ buyuruyor. Eğer (şahitlik ederken) dilinizi eğmeyin veya çekinmeyin…’ derken
Maide suresi 8. Ayette ise:
"Ey iman edenler!
Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan KİNİNİZ, sakın ha sizi ADALETSİZLİĞE itmesin. ÂDİL olun…’ diyerek sesleniyor.
Bu ayetler bize ‘Adalet dostuna göre değişmez, düşmanına göre de eğilip bükülmez’ mesajı veriyor.
Biz ne yapıyoruz?
Adaleti partimize, sevdiğimiz liderimize, hatta kendi menfaatlerimize göre yorumluyoruz.
***
Sözün kısası; adalet bir tarafın değil, toplumun omurgasıdır. Omurga kırıldığında kimse ayakta kalamaz.
Gerçek adalet insanın KENDİ TARAFININ yanlışlıklarında da dilimizi bükmeden ve çekinmeden DOĞRUYU söyleyebilmektir.
Abdürrahim Karakoç ‘un ‘Bu gemi böyle gitmez / Giderse zulüm bitmez / Kim örnektir fark etmez / HASMIM olsa da aynı / NEFSİM olsa da aynı’ dizelerini anlayabilmektir.
Bu dizelerinden anlam çıkarabilenlere ne mutlu!