Kendime bir hedef koydum, Bahçelievler Mahallesi’ndeki evimizden çıkacağım. Nasip olursa Yıldırım Bayezıd Camii’nde öğle namazımı eda edip Hisar Tepesi’nde bulunan Milli Egemenlik İlkokulu’nda bulunan arkadaşlarımı ziyaret edeceğim.

Ama çay sıra gidip yol sıra gelmeyeceğim.

***

Atatürk Bulvarı’ndayım. Özellikle sağ tarafa bakmamaya gayret ediyor, KIZILAY HAMAMI’ nın virane halini GÖRMEK istemiyorum.

İzzet Baysal Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi nin olduğu yere doğru bakıyorum. Mete Ferah Ağabeyimizin bana bizzat göstermiş olduğu ve kıymetli olan ‘EBE ÇAM’larını arıyor gözlerim; göremiyorum. Buranın bahçesinde geçtiğimiz bahar ayında belediye başkanlığımızca bahçe tanzimi yapılmıştı. ‘ Kaş yapayım derken göz çıkarmışlar’ diyor, üzülüyorum.

***

İzzet Baysal Caddesi’ndeyim, ağaçlara bakıyorum. Caddeye hayat, insanlara gölge veren o yemyeşil yapraklarını mevsim gereği dökmüşler. O güzel hallerinden bir eser yok şimdi.

Gördüğüm kadarı ile bahar ve yaz aylarında yeşillenen ağaçların bazıları kurumuş, bazıları da kurumaya yüz tutmuştu.

İnanıyorum ki, her türlü olumsuzlukta kendisini aradığım ve ‘Hocam duyarlılığınızdan dolayı çok teşekkür ederiz.’ diyerek sorunları çözen Park ve Bahçeler Müdürümüz Neşe Hanım da ‘Bu tespiti mutlaka yapmış, bahar öncesinde hem caddede hem de Belediye Önü’n de kuruyan ağaçların yerine yenilerini dikecektir’ diye düşünüyorum.

***

Abdestsiz namaz kılacak halimiz yok ya. Belediye Önü ile Pazar Yeri’ ni birbirine bağlayan tünelde bulunan WC ye giriyorum. Yerler ve tuvaletler temiz.

Ama ne kadar temizlik yapılırsa yapılsın gözükmüyor. Çünkü 11 Mart 2014 yılında açılışı yapıldığından bu yana bir tadilat görmeyen WC lerde bulunan klozetler kırık dökük. Taharet muslukları küflenmiş; kısacası tam bir mikrop yuvası. Yerlerde bulunan kalebodurlar, duvarlarda bulunan fayanslar da aynı.

Aynalara bakıyorsun kararmış, kendini arıyorsun bulamıyorsun. WC lere ana giriş kapısındaki yazıya takılıyor gözlerim. Okuyorum: ‘Temizlik yapılacağı için 16. 30’ dan sonra kullanıma kapalıdır’

‘Yüzlerce insan geçiyor buradan, esnaf da var. 16. 30’dan sonra ne yapsınlar?’ diyorum.

***

2021 yılında yeniden düzenlemeler yapılan Arasta İçi’ ne çıkıyorum. Yeniden yapılmasına rağmen yağmur oluklarının acıklı hali, yere döşenen kaldırımların VAKİTSİZ çıkmaları karşısında üzülüyorum.

Bu konuyu 2 sene önce gündeme getirmem ve sözlü olarak da hatırlatmam sonrası sadece Boyacılar Sokağa göz boyamak için 30 metrelik bölüme dökülen kumlar ve ARKASI GELMEYEN çalışmalar geliyor aklıma.

Bu düşünceler içinde yürürken çıkmış taşlar takılıyor ayağıma...

Acı acı gülümsüyorum.

***

Hisar Tepesi bayırındayım, gözüm KATIRCILAR HANI’ nda…

Aaaa!

Bu konuyu ayrıca yazacağım.

***

Kıymetli İnsanlar!

‘Öküzün trene baktığı gibi bakma’ deyimini hepimiz biliriz. Öküz ile insan arasındaki farkı anlatır bizlere.

İnsan olduğumun farkında olarak, ‘Eksikliklere bakıp geçenler, gördükleri halde de söylemeyenler bir beldeyi, bir şehri, bir ülkeyi yerinde saydırır. Görenler, gördüğünü söyleyenler ise geliştirir, değiştirir, güzelleştirir, ilerletir’ diye düşünüyor ve ‘KUSUR’ değil ‘GÜZELLİK’ arayanlar tarafında olduğum için mutlu oluyorum.

Ne demiş Şemsi Tebriz i, ‘Kimi kuyu kazar, her susayan içsin diye, kimisi de kuyu kazar, gelen geçen düşsün diye’