“BOLUSPOR”

Kemalettin Tuğcu(1902-1996), yazar, hikaye yazarı,

Özellikle 60’lı, 70’li kuşağın en az bir hikâyesini okuduğu bir yazar,

İki yüzden fazla eseri vardır,

Bunların birçoğunun ana konusu eza, cefa, gözyaşı vesaire,

Anlayacağınız üzüntü üzerine kurgulanmış hikâyelerdir.

Bakın bir kaç eserinin adını vereyim ne demek istediğimi anlarsınız;

-Anaların anası, annelerin çilesi,

-Bekçi baba, bir garip kızcağız,

-Çalınmış çocuklar, çocuk pazarı,

-El kapısı, ekmek pazarı

-Görmeyen baba, içler acısı,

-Yetimler güzeli, Unutulan çocuk…

Böyle devam edip giden iki yüz on iki eser.

Her hangi bir hikâyesini alın,

Okumaya başlayın, daha ilk on sayfada hikâyenin konusunu ve konunun sonunu anlarsınız,

Ama yine de okumaya devam edersiniz salya sümük, mutlak gözleriniz yaşarır, kendinizi bir anda hikâyenin içinde bulursunuz…

Boluspor ile ne alaka diyeceksiniz?

Kulübün içinde bulunduğu son olayları görünce işte bu Kemalettin Tuğcu hikâyeleri aklıma geldi;

Kendi halinde geçinip giden bir aileydi Boluspor,

Gel zaman git zaman elde avuçta kalmadı,

Sahipsiz kalmak üzereydi,

Bir kurtarıcı gibi geldi yeni yönetim,

Ama onlar da bir yere kadar…

Takımın lokomotini bile tutamadılar,

Nasıl tutsunlar ki, tutabilsinler ki?

Sahipsizler…”

Nasıl?

Tam bir Kemalettin Tuğcu hikâyesi değil mi?

Yav bir evimiz bile yok, gecekondu da yaşıyoruz,

STADIM NEREDE,

UNUTMA UNUTTURMA…