Bu köşeyi takip edenler bilirler ki zaman zaman okuduğum kitapları tanıtan ve değerlendiren yazıları sıklıkla yazarım. İşte bunlardan bir yenisi daha. Bolu’nun tanınmış simalarından Latif Yıldız uzun zamandır üzerinde titizlikle çalıştığı fevkalade değerli kitabını geçen hafta okuyucusuyla buluşturdu. Kitap, yüksek lisans tezinin genişletilip yeniden düzenlenmesiyle meydana gelmiş 489 sayfalık hayli hacimli bir kitap, sahasında yazılan kitaplara göre üstünlüğü ve ağırlığı olan değerli bir çalışma. Kitabın kapak düzenlemesi konusuna tercüman olmakta, siyah zemin üzerine enine bir ince kırmızı çizgi ve beyaz renkte harflerle kitabın ismi yazılmış. “BİR LİDERİN BAŞARISI. MUSTAFA KEMAL PAŞA, Müzakereden Mücadeleye Adım Adım Liderlik” adını taşımakta, sanki milletin kara talihinin kanla yıkanmış ışıklı, aydınlık günlere döndürüldüğü, tarihimizdeki o zorlu dört yıllık milli mücadeleyi sembolize etmektedir. Bu dönemde milletimizin karşılaştığı şartlar o kadar ağırdır ki, bu ağırlığı sırtlanan Mustafa Kemal paşanın durumu kitabın bir yerinde şöyle tasvir edilir. “Mustafa Kemal’in üstlendiği sorumluluklar bir dağın başına inseler dağ ezilirdi”

Latif Yıldız’ın yukarda ismini zikrettiğim kitabı ortak konuyu ele alan sayısız kitaplardan farkını ortaya koymakta, akademik disiplin içinde ele alınmış ve bu yönü tescillenmiş. Yerli ve yabancı, askeri ve sivil kişi ve kurumlarca yayımlanmış 223 Kitap, makale, hatıra türü kaynaklardan 775 alıntı ile zenginleştirilmiş ve kitabın değerini benzerlerine göre artırmıştır. Kitabın bir başka üstünlüğü de Mustafa Kemal’in doğumu, çocukluğu, ilk mektep, rüştiye, askeri lise hatta harp okulu ve harp akademisi dönemine dair yazdıklarının çok kısa tutulması olmuş, ağırlığı Mondros mütarekesinden, cumhuriyetin ilanına kadarki dört yıllık döneme ayırmıştır. Mustafa Kemal’in mütarekeden sonra geldiği İstanbul’daki temasları, Sultan Vahdettin’le görüşmeleri ve 19 Mayıs 1919 Samsun’a çıkışla konuya girmiş; Amasya’dan, Erzurum, Sivas kongreleriyle birlikte Ankara’ya geliş, meclisin açılması ve Kurtuluş savaşının büyük zaferle sona ermesi, Mudanya Mütarekesi, Lozan Barış görüşmeleri ve Cumhuriyetin ilanı ve en sonunda cumhuriyetin değerlendirmesiyle kitabını bitirmiştir.

Yakın dönem tarihini yazan tarihçilerimizin kitapları övgü ve yergi ağırlıklıdır. Bunun sebebi, yazarların ve okuyucuların yakın dönem siyasi olaylara sempati duyduğu siyasi düşüncelerin penceresinden bakmaları, kişi ve olayları değerlendirmeleridir. Bu nedenle yakın tarihimize ışık tutan kitaplar olayların sağlıklı ve objektif anlatılmadığı itham ve iddialarından kendini kurtaramamışlar, böylece yakın dönem olaylarını bu arada Türk İstiklal savaşını konu alan kitapların hemen çoğu bu ithamların merkezinde kalmışlardır. Ancak bir asırdan fazla bir zaman geçmesi, tarihimizin o dönemiyle ilgili daha sağlıklı değerlendirmelerin yapılmaya başlandığını, olayların ve kişilerin daha objektif değerlendirmelerle ele alındığına tanık olmaktayız. İşte Latif Yıldız’ın kitabı buna örnek olmaya aday, yakın tarihimize ışık tutan bir kitaptır.

Latif Yıldız son Osmanlı Meclisi Mebusan’ının İngilizler tarafından basılarak dağıtılmasından ve yönetime el koymasından sonra Mustafa Kemal’in “olağanüstü yetkilere haiz” bir meclisin Ankara’da toplanmasına karar vermesi ve bu yöndeki çağrısını 20 Mart 1920 tarihli telgrafla sivil ve askeri makamlara bildirmesiyle başlayan yeni döneme farklı bir bakış getirmektedir. Bu çağrı üzerine Ankara’da 23 Nisan 1920 tarihinde açılan TBMM’ni yeni bir devletin kuruluş tarihi olarak değerlendirmekte; adına da TBMM DEVLETİ demektedir. Meclisi Mebusan’ın İngilizler tarafından basılıp dağıtılmasıyla başlayan ve 29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyetin ilan edilmesiyle TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN resmen kurulmasına kadar ki boşluğun bu devlet tarafından doldurulduğunu ifade etmesi pek de yabana atılır bir değerlendirme değildir. Çünkü bu arada yönetime fiilen el koyan, kanun yapma ve yürütme yetkisini kullanan, kendi üzerinde bir güç görmeyen, milli iradenin yegâne temsilcisi olduğunu kabul eden bir meclis, o meclisin aldığı kararları yürüten bir hükümet, meclisin ve aynı zamanda hükümetin bir başkanı çalışmaları düzenleyen bir Teşkilatı Esasiye kanunu bulunmaktadır. İstanbul’daki Halife ve padişah hakkında yeni yasal düzenlemeler yapılıncaya ve haklarında İngilizlerin zorlamaları sona erinceye kadar varlıkları dikkate alınmayacaktır. Böyle bir siyasi varlık elbette devlet olarak nitelenme hakkına sahip olup adına da TBMM hükümeti nitelemesi yapılmıştır. Bu siyasal yapılanmanın bir devlet yapılanması olarak kabul edilmesini ilk defa Latif yıldız’ın kitabından öğrenmiş bulunuyorum. Yazar, kendinden önce böyle bir nitelenmenin yapıldığını ancak o nitelemeyi yapan tarihçinin kitabını bulamadığı için konu hakkında yazdıklarının tamamen kendisine ait olduğunu bana sözlü olarak bildirmiştir.

Kitapta Latif Yıldız Mustafa Kemal’le ilgili olarak altını çizdiğim çok önemli değerlendirmeler yapmaktadır. Mesela bunlardan birisi İstanbul Hükümetinin kendisine Anadolu’ya geçmesi için görev verdiğinde “Kendini kanatları açılmış uçmaya hazır bir kuş gibi” tarif etmesi önemli bir değerlendirmedir. Kurtuluş savaşından hemen sonra gücünün zirvesine ulaşan Mustafa Kemal için şu soruyu sorar. “Mustafa Kemal paşa nasıl bir rejim kuracaktı? Diktatör mü olacaktı? Padişah mı olacaktı? Cumhuriyet mi kuracaktı?” Cevabı hiç uzatmadan veriyor. “Mustafa Kemal Paşa padişah olmadı. Diktatör olmadı. Muasır medeniyet hedefi ile fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür bir nesil için cumhuriyeti kurdu. Milletin Atatürk’ü oldu” Yazar bu düşüncelerini şu değerlendirmelerle zenginleştirerek destekliyor. “Mustafa Kemal Paşa’nın cumhuriyeti bir devrim değildir. Fiili durumdur. Fakat Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’in icraatları devrimdir. Cumhuriyetten sonra Mustafa Kemal Paşa Türk Milleti Ulusunu aldığı devrimci kararlarla inşa etti. Osmanlı bir ulus devlet değildi. Osmanlı bir millet de değildi. Osmanlı olmak ümmet olmak, kul olmak demekti. Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’in kurduğu cumhuriyette Türk millet kavramı, Türk vatandaşı kavramı esastı”

Latif Yıldız’ın kitabını Türkiye Cumhuriyetine ait yazarın kendine has değerlendirmelerini okumak ve kurtuluş savaşıyla cumhuriyet serüvenini tekrar yaşamak istiyorsanız sizlere gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. Kitabın ikinci bölümü olan ATATÜRK’ü de sabırsızlıkla beklerim. Böyle bir kitabı yazma cesaretinden dolayı da kendisi tebrik ederim