Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi, İzzet Babamızın bizlere mirası, şehrimizin gözbebeğidir.
33.000 öğrencisi, 1.400 akademisyeni ve 1.200’den fazla idari personeli ile toplamda 35.000’den fazla insan yoğunluğunun bulunduğu bir kurumdur.
Hal böyle olunca üniversitemiz, şehrimizin ekonomik, sosyal ve stratejik düzeni açısından son derece önemli bir konuma sahiptir.
Bu sebeple, eski yönetimin 8 yıllık görev süresi boyunca başarısız bulunması; özellikle İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanemizdeki sorunların bir türlü aşılamaması ve yaşanan mağduriyetler nedeniyle, eski yönetimin görev süresinin bitiş sayacını adeta herkes tutar olmuştu. Nihayetinde görev süreleri doldu ve beklenen an geldi çattı.
Kim rektör olacak?
Eski yönetim, kendi kadrolarının devamlılığını sağlamak adına belirli isimler üzerinden kulis yaparken; diğer taraftan yerel siyasetçiler ve bazı bürokratların da kendi sosyal çevrelerinden bir ismin atanması için beklenti ve kulis çalışmalarına giriştiği söylentileri aldı yürüdü.
Ve beklenen atama gerçekleşti. Rektör olarak Sayın Prof. Dr. Faruk Yiğit atandı. Hiç kimsenin duymadığı, kulislerde ismi dahi geçmeyen bir isim…
Sonuçta kim mi kazandı? Üniversite ve şehir.
Çünkü atanan isim, hiçbir siyasetçinin ve kapalı kapılar ardında toplanan hiçbir oluşumun ajandasında yer almıyordu.
Ve atanan ismin öyle bir kariyeri vardı ki herkesi şaşırttı; en çok da heyecanlandırdı.
Sayın Faruk Yiğit; hâlihazırda Roketsan A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürüten, savunma sanayinin çeşitli kademelerinde görev almış bir isim. İstanbul Teknik Üniversitesi Makina Mühendisliği bölümünden mezun olmuş, yüksek lisansını ve doktorasını ABD’nin en saygın üniversitelerinden biri olan Michigan Üniversitesi’nde tamamlamıştır. Türkiye’ye döndükten sonra üniversitelerde akademik ve idari görevlerde bulunmuştur.
Türkiye’nin Millî Teknoloji Hamlesi’nin başladığı süreçlerde Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş.’de (TUSAŞ) danışmanlık yapmış; Savunma Sanayii Müsteşarlığı Yürütme Kurulu Başkanlığı, Savunma Sanayii Müsteşar Yardımcılığı ve Savunma Sanayii Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulunmuştur.
Bu kariyer şeceresi, atama sürecini takip eden tüm şehirde ve üniversite camiasında büyük bir heyecan oluşturdu.
Sayın Yiğit, göreve gelir gelmez eski yönetimin üst düzey kadrolarını görevden alarak üniversite yönetiminden uzaklaştırdı. Rektör danışmanı olarak yaptığı yeni atamalar ise yine şaşkınlık yarattı. Hâlihazırda Roketsan Genel Müdürü Murat İkinci ile savunma sanayii başta olmak üzere kamuda üst düzey görevlerde bulunmuş Prof. Dr. Metin Yerebakan…
Her iki isim de en az Sayın Yiğit kadar başarılı bir kariyer geçmişine sahiptir. Merak edenler, üniversitemizin resmî internet sitesinden bu isimlerin öz geçmişlerini inceleyebilir. Zira kariyer başarıları hem rektör hocamız için hem de danışmanları için bu yazıda ayrıntılı şekilde ele alınacak olursa, metni oldukça uzatacak kadar kapsamlıdır.
Eski yönetimle yaşanan iletişim sorunlarını bir türlü çözemeyen, hastanemizin problemlerinin giderilmesi adına gerekli iradeyi ortaya koyamayan; yer yer eski yönetimi üstü kapalı şekilde idare eden, “O kadar da başarısız değiller” diyerek sorunları öteleyen ve eski yönetimin İzzet Baysal Vakfı’na karşı olumsuz tutumlarını görmezden gelen bazı yerel siyasetçilerin bugünlerde oldukça hareketli olduğunu görüyoruz.
Sayın Yiğit’in başarılı kariyerine dikkat çekerek rektör hocamızla Bolu için çok güzel işler yapacaklarını beyan edenler, kendilerini ön plana çıkarma ve geçmişte sorunlar ortadayken üç maymunu oynadıkları dönemleri unutturma derdine düşmüş durumdalar.
Ancak Sayın Yiğit, kimsenin ajandasında olmayan bir isim olmasının yanı sıra; Bolulu yerel siyasetçilerin ve bürokratların da öyle kolayca tanıyıp çözümleyebileceği bir isim değil. Geçmişte başarı ile yürüttüğü üst düzey görevler onun vizyonunu, devletimizin en üst kademeleri ile arasındaki sağlam diyalog kanalları ise çözüm stratejilerinin sınırlarını tahmin etmekte herkesi zorlar.
Öyleyse bugüne kadar eski yönetimi; kimi zaman siyasi saiklerle, kimi zaman şahsi ilişkiler nedeniyle idare eden ve yönetimsel sorunları görmezden gelerek sorunların büyümesine göz yuman yetkili siyasetçilere ve bürokratlara söylenecek söz şudur:
Eğer Bolu’nun ve üniversitemizin çıkarlarını gerçekten düşünüyorlarsa; Sayın Faruk Hocamızın mütevazı ve naif kişiliğinden hareketle kendilerine, hocamıza yön verme ya da istikamet çizme vazifesi çıkarmak gibi bir gaflete kapılmak yerine; gerekli bilgi paylaşımlarını yaparak sorunların çözümüne katkı sunmalı, onun stratejik planlarına, hedeflerine ve çalışma disiplinine uyum sağlayarak sadece üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidirler.
Gerisi, herkesin boyunu fazlasıyla aşar.