Uzun süredir yazılarımı ihmal ettiğimin farkındayım. Bir ara Bolu dışındaydım. Biraz ara verince, yazı yazma konusunda, ister istemez, atalet oluştu. Esasında emekli olunca insan beyninin, ne derece doğru bilemiyorum ama paslandığı söyleniyor. Onun için siz siz olun sağlığınız elverdiği müddetçe düzenli, disiplinli bir işiniz veya meşgaleniz olsun ki hayatınıza değer ve anlam katarak, beyniniz paslanmadan korunsun! Neyse biz esas konumuza geçelim.

Hemen hemen tüm Boluların göz bebeği olarak gördüğü üniversitemiz ile ilgili, önemine binaen, bir hayli yazı yazmıştım. Çünkü biz üniversitelerin bilim, kültür ve teknolojiye öncülük etme noktasında bölgenin sürükleyici gücü olarak, bulunduğu beldenin kalkınmasına önemli katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Nitekim geçmişte bir rektörümüz basına verdiği beyanatta “ her ne kadar üniversite fiziki olarak şehre uzakta gibi görünse de biz hep birlikte güzel şeyler yapacağız “ dediğini ve yine bir başka Rektörümüzün “ Üniversite deyince binalar değil, bilim ve kültür akla gelir, kalkınma akla gelir” dediğini hatırlıyorum.

Geçmişte, her görev alan rektörün bu mealdeki konuşmalarını dinledikçe, Bolu halkıyla bütünleşen üniversitemizin büyük hedeflere ulaşıp, ülkemizin sayılı üniversitelerinden biri olacağını hep ümit etmiştim.

Bu gün geriye baktığımızda, bu tür vaatlerin, iyi niyete rağmen, hayatiyete geçirilemediğini görüyoruz. Bunun bir takım sebepleri olabilir; ama gerçek bu…

Önceki Rektör Prof. Ali Şarlı, üniversitenin kapasitesinin elli bin üzerine çıkartıp, bu yüksek kapasiteyi, hantallıktan kurtulması için de, üniversiteyi ikiye bölmeyi planlıyordu. Gerekli desteği görmediği için başaramadı. Ve yine kapasitesini oldukça aşan hastane binasına ek bina için bölgenin iş adamlarından Merhum Yaşar Çelik’le temasa geçildi; ama vefatı ile bu proje de hayatiyete geçmedi.

Prof Ali Şarlı düzgün bir insan olarak sekiz sene görevi müddetince üniversiteyi, kendisinden önceki dönemlere göre, geriye götürmese de; pekte gözle görülür bir şekilde ileriye taşıyamadı. Zannediyorum, güçlü bir idari ekiple üniversite de bir sevgi ortamı oluşturup beklenen sinerjiyi oluşturamadı. Ve yine Bolu basını ile de sağlıklı bir diyalog kuramayınca aleyhine, doğru veya yanlış, bir hayli haberin çıkmasına sebep oldu. Üniversiteye ismini veren vakıf ile de diyalog kurmada epey zorlandığı da bir gerçek… Hülasa-i kelam kendi inandığı değerler doğrultusunda üniversiteyi bir üst lige taşıyacak bir hikâye yazamadı; ama Bolu müftülüğü ile bağlantılı kurulan gençlik merkezlerinde öğrencilere bedava hizmet vermek gibi güzel gelişmelere imza attı diyebiliriz. Bolu’da bir hayli dostluklar kurup, güzel hatıralarla şehrimizden ayrıldığını düşünüyorum. Tıpkı genel sekreter İhsan Ağcan gibi… İhsan Bey bir vakıfta veda konuşmasında, duygularına hâkim olamadığına bizzat şahit oldum. Zaten Bolu’da görev yapanlar Bolu’yu ve Boluluları çok sevdiklerini çok kere söylüyorlar.

Görevi devir alan Prof. Faruk Yiğit öğretim görevinden daha ziya de idarecilik yaptığı söyleniyor. Kendisi ziyaret edenlere verdiği intiba ‘ hangi yolu takip edeceğini çok iyi biliyor, İlk fırsatta sorunlara neşter vuracağı, engelleri aşıp tıp fakültesinin sorunlarını kısa zamanda netice alacağını planlıyor. Bolu gazetecilerin durumunu biliyor, onlarla beraber çalışacağını söylüyor.

En önemlisi liyakate önem vereceğini açık net olarak ifade ediyor.Zaten, gelir gelmez,herkesin yaptığı gibi, kendi ekibini kurdu. Biliyor ki büyük işler ancak büyük takımla başarılır. İdareciler güçlü ekip kurarak büyük işlere imza atarlar. Bura’da geçmişi kötülemeden, farklı görüşlere açık olan, şahsiyetli ve sorumluluk sahibi, çıkarcı olmayan ekiple yola çıkıldığında, başarı olmaması için hiçbir sebep ve mazeret kalmaz.

Makamlar büyük güçtür. Bunu elde ettikten sonra kendilerinden büyük işler beklemek herkesin hakkıdır. Şayet başarısızlığa bahanelerle örtülmeye çalışılacaksa, oradan başarı beklemek hayaldir.

Bolu’da, başarı olmanın zorluklarını bilmeme rağmen, idareciliğin verdiği tecrübe ve Ankara’daki güçlü bağları ile tüm bu zorluları aşıp, üniversiteyi hak ettiği yere taşıyacağına inanıyorum.

Huzur ve barış ortamı olan mübarek Ramazan ayındayız. Ramazanın diriltici manevi iklimini en güzel şekilde yaşamayı ihmal etmeyelim diyorum.

Kalın sağlıcakla…

Günün sözü.

Başarı en güzel intikamdır.

Seni sevmeyen herkesi üzer