Geçen haftadan devam ediyorum.
…/.
Gezimizin üçüncü ve son günü ilk durağımız deri atölyesi oldu. Rehberimiz Fırat Bey, “İnsanlık tarihinin en eski sanatlarından biri olan deri işleme sanatı, yüzyıllar boyunca Anadolu’da yaşayan çeşitli uygarlıklar tarafından pek çok farklı alanda kullanılmıştır. Anadolu’nun görkemli uygarlıklarının tabaklama sanatını geliştirdikleri bölgelerden olan Kapadokya’da, günümüz ustalarının işleyerek hazırladıkları ve Dünya markalarına pazarlanan deri ürünlerinin en güzel örneklerini bu mağazada görebileceğiz. Dericilik, ahilik kültüründen gelen bir meslek.” diyerek tanıttığı çok büyük bir deri mağazasına geldik. Burada bize en son model erkek ve kadın deri mont, kaban ve mantolarının sergilendiği bir de defile yaptılar. Profesyonel mankenlerle birlikte, gezimize katılanların da deri kıyafetleri giyerek müzik eşliğinde sergilediği kıyafetleri keyifle izledik. Deri işlemeciği gerçekten çok gelişmiş ve birbirinden güzel yumuşacık, çift taraflı giyilebilen deri mamullerine hayran kaldık. Herkes bütçesine göre deri ürünlerinden satın aldı.
Daha önce de söylediğim gibi rehberimiz Fırat Bey’den yine ilginç bir bilgi edindim. Acele ve telaşe edenler için söylenen “Tabakhaneye bok mu yetiştiriyorsun?” deyiminin nasıl doğduğunu anlattı. Derilerin yumuşak ve esnek olması için yakın zamana kadar, 30-40 yıl öncesine kadar, taze köpek dışkısı kullanılıyormuş. Tabakhane etrafında çok sayıda köpek çiftliği olurmuş ve köpek dışkısını yapınca, çocuklar soğumadan maşrapa ile alıp, acele deri işleme yerine götürmeye çalışırlarmış. Bu deyim de böylece doğmuş işte.
Ardından Hacıbektaş İlçesi’nde bulunan ve 1208/1209?-1271 yılları arasında yaşamış olan Hacı Bektaş-ı Veli Müzesine geldik. Burada Nadar Avlusu, Üçler Çeşmesi, Dergah Avlusu, Aşevi, Meydanevi, Pir Evi ve Hacı Bektaş-ı Veli’nin Türbesi’ni ziyaret ettik.
Hacı Bektaş-ı Veli Külliyesi avlusunda Fırat Bey şu bilgileri verdi:
“Hacı Bektaş-ı Veli’nin ölümü 1271 yılı olarak kabul edildiği için, ölümünün 750. yılı dolayısıyla bundan 4 yıl önce 2021 yılında UNESCO tarafından “Dünya’da Yılın İnsanı” seçilmiştir. Bu çok önemli bir ayrıntıdır, çünkü sadece Müslüman olarak değil, iyi yetişmiş bir aydın olarak kabul edilir. Hacı Bektaş-ı Veli döneminden önce Selçuklular zamanında Anadolu’da zaten Müslümanlaştırma ve Müslümanlığı tarikatlarla anlatma dönemi başlamıştı. Mevlana ile gelişi arasında 5-10 yıl fark vardır. Mevlana, Afganistan Horasan’dan babası ile birlikte gelmiştir. Hacı Bektaş-ı Veli ise Nişabur’dan gelmiştir. Gelişi büyük bir olaydır, buraya gelişi yıllarca sürmüştür ve burası son kaldığı yerdir. Buranın ismi daha önce Sulucakarahöyük’tür, daha sonra Hacıbektaş olarak değişmiştir. 1071 yılında Malazgirt Zaferi ile Anadolu’nun kapısı Türklere açılmıştır ve Anadolu Türkleşmeye başlamıştır. Selçukluların peşinden doğudan Moğollar Anadolu’nun içlerine kadar gelmişlerdir. 1000-1200 ve 1300’lü yıllarda batıdan Haçlılar gelmeye başlamıştır. 1. ve 2. Haçlı seferleri gerçek Haçlı Seferleridir. 1200’lü yıllardaki Haçlı Seferleri ise yağma, ganimet ve para için yapılmıştı. Selçuklular da 1200’lü yıllarda egemenliklerini kurdukları ve bütün kontrolü ele geçirdikleri dönemdi. Bir yandan Moğol istilaları, bir yandan da Haçlı Seferlerinin olduğu dönemde, Anadolu aydınlanmasına büyük katkılarda bulunmuştur.”
Hacı Bektaş-ı Veli Külliyesi girişinde bulunan tanıtım yazısında da şunlar anlatılıyor:
“Büyük Türk-İslam düşünüdür. Türkistan’ın Horasan bölgesinde doğmuş ve Hoca Ahmet Yesevi Okulu’nda; matematik, felsefe ve diğer bilimleri okumuştur. İran, Irak, Arabistan ve Suriye’yi gezdikten sonra Anadolu’ya gelir ve eski adı Sulucakarahöyük olan bugünkü Hacıbektaş’a yerleşir. Burada; düşüncelerini yayar, öğrenci yetiştirir ve hakka yürür. O’nun, hoşgörü, barış, insan sevgisi ve eşitlik ilkeleri üzerine kurulu olan düşünce sistemi, hala insanlığa ışık tutmaktadır. Sosyal düşünceleri, kendisinden 600 yıl sonra 1923’te Atatürk tarafından hayata geçirilmiştir. Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli düşünce ve öğretisi, 10 Aralık 1948’de kabul edilen “İnsan Hakları Evrensel Bildirisi” ile aynı anlayışı aksettirmektedir.”
Bugün hala Ortaçağ düşünceleri ile mücadele ettiğimizi düşünürsek, günümüzden 700 yıl önce ne kadar aydın, kadınlara önem veren ve insancıl düşünceleri olduğu aşağıdaki sözlerinden anlaşılır:
“-Ara bul
-Kadınları okutunuz
-İncinsen de incitme
-Murada ermek sabır iledir
-Araştırma açık bir sınavdır
-Her ne ararsan kendinde ara
-Eline, diline, beline sahip ol
-Arifler hem arıdır, hem arıtıcı
-Marifet ehlinin ilk makamı edeptir
-İnsanın cemali sözünün güzelliğidir
-Nefsine ağır geleni kimseye tatbik etme
-Hiçbir milleti ve insanı ayıplamayınız
-İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır
-Düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu
-Düşmanınızın dahi insan olduğunu unutmayınız
- Nebiler, veliler insanlığa Tanrı’nın hediyesidir”
2 gece konaklamalı, 3 tam gün süren gezimiz, Jolly Tur yetkilileri Fırat Oktar Bey ve değerli eşi Esra Oktar sayesinde mükemmel geçti. Geziye katılan tüm arkadaşlarımız çok memnun kaldı. Bu geziden çok ve ilginç şeyler öğrendik. Fırat Bey ve sevgili Esra’ya çok teşekkür ediyoruz.