COP 31 (2026) Yılı toplantısı Kasım ayında Antalya Şehri’nde gerçekleştirilecek. Türkiye’den bir temsilci resmen “Başkan” olarak seçilirken ,ortağı olarak Avustralya müzakerelere liderlik edecek ve bir” Başkan Yardımcısı” atayacak , komisyonlarda 30 veya 80 bin katılımcı buluşacaktır. Türkiye’nin ilgi odağı olma fırsatını nasıl değerlendireceği merak konusu…

İklim konulu COP (Taraflar Konferansı) her yıl dünyanın dört bir yanından gelen delegeleri iki hafta boyunca bir araya getiriyor.

İlk COP 1995 ‘te Berlin ‘de toplandı.1997 yılında (COP 3) KYOTO PROTOKOLÜ’nü kabul eden yaklaşık 10 bin kişi, 2015 yılında Paris’te (COP2I ) 30 bin kişi, Dubai’ de (2023 yılında) yaklaşık 84 bin kişi ile rekor katılım sağlandı.

Türkiye; 2021 yılında Paris anlaşmasını onayladıktan sonra, 2053 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşma hedefini açıkladı. Diğer yandan Türkiye , yılda yaklaşık 400 -500 milyon ton karbon dioksit emisyonuyla dünyanın en büyük 15’ inci CO2 emisyonuna sahiptir. Ve 2030 yılına kadar kömürün aşamalı olarak kullanımdan kaldırma sözü verdiğinden ,kömür santrallerine öncelik vermemiştir. Ancak doğal gaz enerjisinin yaygınlaşmasını sürdürebilmek konusunda ise ciddi endişeler taşımaktadır.

Türkiye’nin ev sahipliği yapma teklifindeki amaç ,gelişmekte olan ülkeleri temsil etmek ve Asya ve Avrupa arasında bir köprü olmak amacıyla ev sahibi olarak görev yapma kararlığıydı.

Avustralya ise ,etkinlikteki rolüyle tehlike altındaki Pasifik Ada Devletlerinin endişelerini vurgulamayı amaçladı. Türkiye ile Avustralya arasındaki anlaşma yeni ortaklık biçimlerine kapı açabilir (Ezgi Ünsal 2025.Londra Üni.).

Konferanslara ,sanayi ve iş dünyası ,sivil toplum, Araştırma Enstitüleri, gençlik örgütleri ve yerli halk gruplarından çok sayıda temsilci katılmakta.

COP 30 müzakerelerinde (2025) ,ABD.’ nin çekilmesiyle bir boşluk ve bir fırsat yaratıldı. Çin ABD’den oluşan boşluğu doldurdu. Dünyanın en büyük yeşil teknoloji tedarikçisi olan Pekin-COP 30’ u Brezilya’da güneş , rüzgar ve elektrikli araç endüstrilerini tanıtmak üzere kullandı . ABD ’nin olmayışı bir çok delege için bazı anlaşmaların müzakere edilmesine kolaylık sağladı.

COP 30 ‘da fosil yakıtlardan “uzaklaşma” yol haritası olan “Küresel Mutirao metnini 80 ülke imzaladı. Yine de tartışmalara yol açtı. Petrol Üreten Ülkeler ile geri kalanı arasındaki uçurum daha da derinleşti.

Yine COP 30 ‘da iki haftalık konferans süresince her gün çeşitli boyutlarda protestolar gerçekleşti ( Simon Shin -Yee, Mark Madin , Priti Parikh 2025) .

Antalya’da COP 31’ in liderliğini yürütecek Avustralya ‘da ,kritik minaraller konusunda süper güç olmak istemekte .ancak işleme süreci karmaşık ve tehlike arzetmekte (George Tian, Jeanne Huang 2025).

Ekim ayında (2025) ; Avustralya , ABD . ile 13 milyar Avustralya doları değerinde nadir toprak elementleri ve kritik mineraller anlaşması imzaladı. Bu anlaşma askeri teknolojiden temiz enerjiye kadar her şey için önem taşıyan minerallerin tedarikini artırmayı amaçlıyor. ABD., Çin’i kritik minerallerdeki üstünlüğüne karşı alternatif kaynak olarak arayışlar içinde…

Ancak, işin kötü bir yanı da var ..!

Son araştırmalar, nadir toprak elementleri madenciliğinin ağır metal kirliliğinden radyoaktivitiliğe uzanan önemli ve devam eden zararlara yol açtığını ortaya koyduğunu ifade ediyor (George Tian, Jeanne Huang 2025.).

Avustralya bu güne kadar bu elementlerin çoğunu kendi ülkesinde üretmemiş .Cevherleri ülkesinde çıkarıp son derece kirletici olan işleme süreçlerini ise yurt dışında yapmayı tercih etmiştir. Malezya’daki rafinerlerde işleme yapıldı .2020 yılında Malezya Hükümeti bu cevherleri işlemeye halkın tepkisiyle karşılaşınca izin vermedi . Buna karşılık işlemeleri yapan Lynas şirketi Avustralya içinde yeni bir rafineri açtı ve bir diğer madencilik şirketi İluka’da başka bir rafineri için izin aldı.

Geliştirilmiş çözücü exstraksiyonlu ve kapalı devre sistemler gibi daha temiz işleme teknolojileri mevcut olsa da ,bunların hala pahalı ve ölçeklendirilmesi zordur. Sonuç olarak üreticiler ,tehlikeli adımların daha ucuza gerçekleştirilebileceği yurt dışı tesislerine güvenmeye devam ediyorlar.

Araştırıcılara göre (G.Tian,J.Huang 2025) : “Avustralya’nın ABD ile yaptığı nadir toprak elementleri anlaşması stratejik bir öneme sahip . Ancak metallerin ve minerallerin üretimini artırmak ve çevresel eşitsizliklern yeniden ortaya çıkması riskini de beraberinde getiriyor. Temiz enerjiye geçişin bir sonraki aşaması ; kirliliği sadece yoksul ülkelere kaydırmakla kalmamalı, daha temiz teknolojilerle birlikte izlenebilirlik, ortak sorumluluklar ve sınır ötesi hesap verilebilirlik yoluyla sorunu ortadan kaldırmalıdır.” diye dikkati çekmektedir.

BM Üniversitesinde Jorge Valverde (2024) ; kritik minarallerin neden hayati önem taşıdığına dair makalesinde,”örneğin bir rüzgar santralinin inşaası; bir doğal gaz inşaasından dokuz kat fazla mineral gerektirmektedir. Bir elektrikli otomobilin üretim süreci ,benzinli bir otomobilin üretim sürecinden altı kat daha fazla mineral gerektirdiğini ,ayrıca rüzgar enerjisi santrallerinin ve elektrikli otomobillerin yapımında yedi farklı mineral türü kullanılırken ,doğal gaz santrali ve geleneksel bir otomobilde sadece iki mineral kullanıldığını bildirmektedir.

Tüm bu farklı faktörler ve ikilemler , madencilik sektöründe bu konuların hayli tartışılacağı ve son derece çekici bir konu olarak COP 31 müzakerelerinde ele alınacağı ve çıkış yolları üzerinde yasal öneriler sunulacağı beklentisini hissettirmektedir.

KAYNAKLAR :

Jorge Valverde 2024: What are criticals minerals and why are they so important? Unu-Merit.

George Tian ,Jeanne Huang 2025: Avustralia wants to be a critial minerals süper power-but processing is messy and dangerous. The conversaton.uk.

Ezgi Ünsal 2025:Turkey host the next UN climate summit -hers how it plans to use its moment in the spothight.The conv.uk.

Christian de Perhuis 2025: A quoi servent les COP? une breve histoire de la negociation climatique. The conversation.fr.